Hayatta, tipka cüzam gibi, ruhu inzivada yavas yavas yiyen, kemiren öyle yaralar vardir ki. Bu dertler kimseye açilacak türden degildir. Çünkü herkes bunlara az rastlanan, acayip seyler olarak bakar.
Biri bunlan söyleyecek veya yazacak olsa, insanlar yaygin geleneklere ve sahsi inançlarina göre, onlari hem kuskucu hem de alayci bir gülümsemeyle karsilar. Zira beser bunlara henüz bir çare, bir ilaç bulamadi. Sarapla, afyon veya uyus-turucunun sahte uykusuyla gecistirmek çaresi disinda...
Ama ne yazik ki, bu tür ilaçlarin tesiri geçicidir. Aciyi hafifletecekleri yerde, bir zaman sonra daha da siddetlendirirler.
Senin göğün açık olacak, senin tatlı gülüşün ışıklı ve berrak olacak, o öteki, yalnız, minnettar kalbe sunduğun saadet ve mutluluk ânı için kutsanmış olacaksın!
Bana öyle geldi ki, siz ağlıyordunuz ve ben.. ben bunu durup dinleyemezdim.. kalbim sıkıştı.. Ah Tanrım! Ama gerçekten de sizin için üzülmüş olamaz mıyım ?
Kaygan ve cilalı bir dünyada ilerlerken bile tekerlekli valizimin hafif sapını yakalamış olan elim, sanki akışkan bavulum benim için nankör ve huzursuz edici bir ağırlıkmış gibi içsel bir reddediş yaşayacaktır.