Uzun zaman önce bir felsefe yazılısında "Felsefe Nedir?" diye bir soruyla karşılaşmıştım.O zamanlar heyecanlı birisiydim daha tutkuluydum.Bir sürü kitap okuyordum ve içimde bitmek bilmeyen bir bilme heyecanı vardı...Kağıda yazmaya başlamıştım.Yazıda ağırlıklı olarak felsefenin bizi aydınlığa çıkaracak o yol olduğunun bahsi geçiyordu.Aynı Platon'un mağara alegorisi gibi düşünüyordum.Ben yazdım kağıt bitmek bilmedi sanki sonra üstünden biraz geçti hayatın daha çok farkına varmaya başladım.Hayatı seyretmeyi bir kenara koydum,içine dahil olmaya başladım.Anladım ki ne felsefe ne edebiyat ne de bilim hiçbiri bizi aydınlığa çıkarmayacak biz onları kullanmayı bilmeyeceğimiz sürece bunların hepsi çöp. Anlıyorum ki felsefe sadece bize çok yönlü düşünce sistemini kazandırıyor.Belki daha fazla karanlığa bile gömülebiliriz.Bunu kötü bir karanlık anlamında söylemiyorum.Her şeyin farkındalığının fazla gelmesinden bahsediyorum.Belki farkında olduğumuzu sanmanın yanılgısını bile düşünecek kadar.Postmodern romanlardaki aydın kişilerinin toplumdan kaçması sonucu intiharla sonuçlanması gibi.Bazen cahilik gerçekten mutluluktur.
Duygu ve Düşünce
Kahve kokusuyla uyanmadım bu sabah. Kahvaltıyı kendim hazırladım Tek tabak, tek çatal, tek bardak. Çayıma şeker diye gülüşünü katamadım Oysa senin sevdiğin gibiydi herşey Yumurta rafadan, ekmekler kızarmış. Kahvaltı mutluluktur derdin ya hep Yine her zamanki gibi bir gün. Kahvaltı hazır Ve sen yine yoksun... Ümit ÜSKÜDAR
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Değerli alıntılarınız değerli paylaşımlarınız
Fatih Fatih adlı değerli kullanıcımıza yaptığı alıntılar için teşekkürler ederim hakkınızı helal ediniz bir duada yer alabilmek en güzel mutluluktur saygılar vede hürmetler dua ile Bunca zamandır yünü olmayan bir dokumacı, denizi olmayan bir gemiymişim.” Ben, Kirke Madeline Miller Yünü olmayan insan kumaş dokuyamaz bu yüzden bir işe başlamadan önce doğru malzemeyi elde etmelisiniz hedefsiz bir gemi iseniz denide yol alamazsınız bu yüzden ulaşılacak hedefiniz olmalı “Kendinden daha fazla nefret ettirebilir misin beni?” Ben, Kirke Madeline Miller İnsanoğlu(ölümlüler) neye benziyor? “Her biri farklı. Paylaştıkları tek şey ölüm.” Ben, Kirke Madeline Miller “Fazla çekiştirilmiş bir ip gibi hissediyordum kendimi, dayanılmaz derecede gergindim.” Ben, Kirke Madeline Miller Dünyaya öfkeli görünüyordu. Ben, Kirke Madeline Miller
Edebiyat
"Görmek mutluluktur, seni !" Ve özledim gözlerini...
Edebiyat
Yarasa ruhlu insanların tercihi:"Karanlık ve Körlük"
"Işıktan kaçan yarasa" metaforu, genellikle gerçeklerin ağırlığını kaldıramayan, cehaletin konforunu tercih eden veya kendi karanlık dünyasına hapsolmuş insan tipini tanımlamak için kullanılır. Bu metaforun kökenleri felsefeye, edebiyata ve psikolojiye kadar uzanır. İşte bu güçlü benzetmenin farklı katmanları: Felsefi Boyut: Platon’un Mağarası Bu metaforun en köklü izleri Platon’un "Mağara Alegorisi"nde görülür. Mağarada sadece gölgeleri gören insanlar, aniden güneş ışığına (gerçeğe/bilgiye) çıkarıldıklarında gözleri kamaşır ve acı çekerler. Aslında bu teşbihte yarasa burada ışığı (hakikati) bir aydınlanma değil, bir tehdit veya acı kaynağı olarak gören kişidir. Bilgiye ulaşmak çaba ve cesaret ister; yarasa ruhlu insanlar ise alışık oldukları karanlık illüzyonlara geri dönmeyi tercih ederler. Aristoteles, Metafizik kitabının hemen başında insanın doğal olarak bilmek istediğini söyler ancak bir şerh düşer: "Ruhumuzun akıl yürüten parçası için hakikat, gün ışığının yarasaların gözleri için olduğu gibidir." Bazı gerçekler o kadar büyüktür ki, insanın bilişsel kapasitesi veya psikolojik dayanıklılığı bu gerçeği doğrudan sindirmeye yetmez. İnsan, gerçeği reddettiğinde "kötü" olduğu için değil, "yetersiz" hissettiği için karanlığa sığınır. Psikolojik ve Sosyolojik Bakış Gündelik hayatta bu metafor, "yüzleşmekten korkan" karakterleri temsil eder: Hakikatten kaçmaya çalışan kişi, kendi hatalarıyla veya hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmek istemediğinde, bu gerçekleri temsil eden "ışığı" söndürmeye ya da ondan saklanmaya çalışır. Yarasa için mağara güvenlidir. Değişim ve gelişim (ışık), belirsizlik ve risk demektir. Bu yüzden kişi, statükoyu korumak adına kör kalmayı ve konfor alanında kalmayı seçer. Psikanalizde "ışık", bilinçaltındakilerin bilince çıkmasıdır. Bir
Benimkisi özgürlüğe adanmış bi' ömür, ve bazıları özgürlüğü bi' çift gözde görür.
Müzik