Talip Ayan

Talip Ayan
@edebiyatad
Sözde senden kaçıyorum doludizgin atlarla...
Sör Aleksi’nin hiç dilinden düşürmediği bir söz vardı:. “Kızlarım, ümitsiz hastalıkların, mukadder felaketlerin son bir ilacı vardır: Tahammül ve tevekkül. Elemlerde bir giz, şefkat var gibidir. Şikâyet etmeyenlere, kendilerini güler yüzle karşılayanlara karşı daha az zalim olurlar.”
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
seni düşünmekten vakit kalmadı dört başı mağrur perişanlıklarda... bir görsen çiğdem sarısı yalnızlığımla nasıl da ziyandayım ki bundandır telgraf tellerinde birbirine küsen kırlangıçların koyun koyuna uyumaları seni düşünmekten vakit kalmadı her gün yeniden bilenen zulümleri anlatmaya... sen ki bir okka daha hafifken yine de az zalim değilsin hülagu dan seni düşünmekten vakit kalmadı niçe yi anlamaya ve dahi ağlamaya menakıb ı evliyaya ve enbiyaya yakuba yusufa züleyhaya bıçaklar altında ismaile kırçıl göğsüme konup canımı hırıldatan azraile dur yahu demeye...
Türk gençliği içinde İslâmcılığın da, Garpçılığın da artık hiçbir cazibesi yoktu. İslâmcılık Mısır’ın fethine giderken Arabistan’ı da vermişti. Garp denilen şeyse, bizim kendisine gitmemize vakit kalmadan, burnumuzun dibine kadar gelerek, Marmara’dan İstanbul’a toplarını diken İtilâf donanmalarının namlu deliklerinde simsiyah bir tehdit halinde görünüyordu. Türkçüler arasında da, üstüne ayaklarını bastıkları son toprak parçalarını bile muhafaza edememek endişesiyle Turan yolculuğuna niyeti ve takati olan kalmamıştı.
aman aman deli sorular
Balkan Harbi’nden sonra, felâketin verdiği dehşete, memleketin istikbali için bütün benizleri sarartan endişeler de karışınca, hasta adama her biri kurtarıcı birer deva koşturmak derdine düşen fikir sahipleri arasında bütün meseleleri ortaya döken münakaşalar başgöstermişti: Türk tarihi Sultan Osman’dan mı başlar, daha evvelden mi? Timurlenk bizden sayılır mı, sayılmaz mı? Osmanlı İmparatorluğu’nun banileri Türk müdürler, değil midirler? Cengiz mi daha büyüktür, Yavuz mu? Tanzimatçılık taklitçi ve zararlı bir ruh mudur, değil mi? Medrese kalmalı mı, kalmamalı mı? Turan mı, irfan mı? Tesettür ve taaddüdü zevcad kalkabilir mi, kalkmaz mı? Ulema sınıfından bu memlekete ziyan mı gelmiştir, fayda mı? Şiîlik mi, Sünnîlik mi? İslam terakkiye mani mi, değil mi? Lâtin harflerini alalım mı, almayalım mı? Arap ve Acem kültürlerinden tecrit edilen bir Türk’ün medenî bir kıymeti kalır mı, kalmaz mı?
Peyami Safa
Kelime ve fikirleri bir kasırgaya tutulmuş tozlar gibi havalandırmak ve imajları bir düşüncenin güneşinden geçirerek muhtelif his ve renklerle her ruha nüfus edecek gibi canlandırmak ancak yaratıcı bir üslûba sahip olanların kârıdır. Kelimelerin kendisine olan bu mutlak itaatine rağmen onlardan en az memnun olan gene Peyami Safa’dır.