• “Buyurun Elif Hanım.”
    “Çiçek!”
    “Elif.” dedi inadına baskın bir tonda.
    “Çiçek…”
    “İsmet...”
    “Bey…”
    Bu oyun adam için gittikçe eğlenceli, kız için gittikçe sıkıntılı bir hal almaya başladı. İsmet kendinden yapı olarak ufak, inat olarak fazla olan kızla uğraşmayı seviyordu.
    Elif kızgın adımlarıyla yeri döve döve biraz uzaklaştı, ama sonra birden durup, aklına gelen bir şeyle arkasını dönerek adama sert sert baktı. İsmet ellerini cebine sokmuş, ışıldayan gözlerle ona bakıyordu. Gözlerinde gördüğü şey, hayranlık olamazdı, değil mi? Kafasını daha fazla karıştırmasına müsaade etmedi. Kız düşüncelere daldı, adam muzırlığı diline şarkı yaptı.
    “Yoksa öpücük vereceğin gibi bir hayale kapılmakla hata mı ediyorum Hanım?”
    “Tokatlarımı bile size hediye edecek kadar yakın görmüyorum sizi İsmet Bey…”
    “Doğru, tokat atarken temas eder, çarpılırsın falan…”
    “Siz… Siz?” dedi bocalayarak yumruk yaptığı elini silkeledi. “Biraz ciddi olun.” Adamın keyifle attığı kahkahasını yarıda keserek, “Bugün Cuma!” dedi kız kısık sesiyle. Adam tepki vermeyince “Gitmeyecek misin?” diye sordu.
    “Kovuyor musun?” dedi İsmet tek kaşını sertçe kaldırarak. Bir gülüp, bir kızan adamın tepkileri karışmıştı. “Daha ilk günden kovuyorsun, cık cık cık… Yakıştıramadım Hanım, insan Bey’ini evden kovmaz.”
    “İsmet Bey… Geç kalıyorsunuz… Gitmeyecek misiniz cidden?” dedi kolundaki saate bakarak. Kızın ciddi sesi ve merakla saatine bakış hali, adamın da merakını cezbetti.
    “Nereye? İşe mi?” diye sordu. “Bugün öğleden sonra gideceğim.”
    “Cumaya efendi!” dedi kız sert bir tonda.
    “İşe gideceğim, babamı bekliyorum.” dedi adam ilgisiz bir duruşla.
    Kız kaşlarını çatarak, ellerini göğsünde, hesap soran bir tutumla bağladı. Adam bu horozlanan haline tepki olarak kaşlarını kaldırdı. Şu halinin kızgınlıktan çok, tatlı olduğunun farkına varsa, bu tepkiyi ona asla göstermezdi Elif.
    “Bu kadar beklediyse iş, namazı kılana kadar da bekler sanırım… Kaçmaz.”
    “Bana emir mi veriyorsun?” dedi adam kaşlarını yay gibi gererek, bu tutumundan hoşlanmadığı belliydi.