Tabi herşeyi bir siz biliyorsunuz ve bizim hiç bir bilgimiz yok. Din zaten tekelinizde ve istediğiniz her şeyi din diye okuyor, anlatıyor bid'atleri, hurafeleri yaymayı kendinize görev ediniyorsunuz, sonra bir tepki geldiğinde hemen engelleyerek batılı yaymaya devam ediyorsunuz.
Rivayet; lügatte “nakletmek, aktarmak, bir bilgiyi başkasına ulaştırmak” demektir. Yani bir sözün, olayın veya bilginin ağızdan ağıza, nesilden nesile aktarılmasıdır. Istılahta ise rivayet; “hadislerin lafız olarak veya mana olarak senediyle birlikte nakledilmesi, aktarılması” anlamına gelir. Yani belirli bir isnad zinciriyle, kimden çıktığı ve kimden kime geçtiği bilinerek bir sözün Rasulullah’a, sahabeye veya tabiine dayandırılarak aktarılmasıdır. Bu yüzden “rivayet” kelimesi kullanılması o bilginin otomatik olarak sahih olduğu anlamına gelmez. Rivayet önce aktarılmıştır ama onun sahih mi, hasen mi, zayıf mı, mevzu mu olduğuna muhaddisler bakar, usul ilmi onu tartar. Bu veyaa başka bir naklin sahih olması, ilim ehli tarafından tahkik edilmesi, senedinin sağlam olması, Kur’an ve Sünnet ile çelişmemezi gerekir. Yoksa her ağızdan çıkan şey rivayet kategorisine girip din diye paylaşılınca din kirlenir.
Sosyal medyada duyduğunuz ve kitaplarda okudgnuz her menkıbeyi, olağanüstü bir hikâyeyi, akıl dışı bir olayı “rivayetmiş” bahanesiyle yaymaya başlarsanız karşınıza biride çıkar orda dur der yani.. niye zorunuza hidiyor ki? Rasulullah ﷺ bu ümmeti uyardı:
“Bir kimsenin duyduğu her şeyi söylemesi ona günah olarak yeter.” (Müslim)
Hızır aleyhisselam bir peygamber ve aktardiginiz rivayette onun hâlâ bursada namaz kıldığı rivayet olunuyor. Edep yahu. Allah'ın peygamberi hakkında konuşuyorsunuz! Rivayet ettiğiniz kişi İslâm peygamberi farkindamisiniz?
Hurafeler, dine hizmet etmez. Tam aksine zayıf