9/10
·200 syf.··
2023 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2023 22:19
Romanların, ilkbaharın gelişini kutladıkları Aya Yorgi Yortusu, Ederlezi, Türkçe Hıdırellez sözcüğünden geliyormuş. Kitabın en başında bunu öğrenerek okumaya başlıyorsunuz. Giriş kısmında; ''benim adım Aslan Çorelo, Aslan Bahtalo ve Aslan Çavoro Bayramoviç ve bu sabah öldüm. Daha dün bir insandım..'' cümlesi ile sizi karşılayıp, sonunu baştan söylüyor. Kitap üç kısma ayrılmış. İlk bölüm; Aslan Çorelo'nun orkestrası ile Avrupa'yı gezmesini, maceralarını ve faşist Ustaşalar tarafından yakalanıp Jasenovac toplama kampında ölümünü anlatıyor. İkinci bölümde, Aslan Bahtalo olarak karşımıza çıkıyor. Sosyalist Yugoslavya dönemi. 1950'lerden, Sırpların köylerini basıp hepsini öldürdükleri 1993 yılına kadarki dönemini içeriyor. (Yıllar önce TRT'de izlediğim, kaderlerine razı bir şeklide, kaçmaya çalışmadan veya karşı çıkmadan, tek tek öldürülen ve bir kişinin de bunları videoya çektiği görüntüleri hatırlamama sebep olduğunu belirteyim) Son bölümde ise 2007 yılı Fransa'sına, Calais Cangılına götürüyor bizleri. Burası Fransa'nın kuzeyindeki bir mülteci kampı. Aslan Çavoro Bayramoviç olarak yaşamını sürdürmeye çalışan kahramanımız en sonunda ırkçı saldırı sonucu ölüyor. Yazarın kendisi Bosna doğumlu, politik sığınmacı olarak Fransa'ya yerleşmiş. Eseri Fransızca olarak yazmış. Büyülü gerçeklik tadında maceralarla gerçek-tarihsel olayları güzel harmanlamış. ''Bizim halkımızın,'' diye iç çekti yürürken, ''ne Tanrısı, ne toprağı ne de mezarlığı var.'' 'Roman'ların hayatlarını gayet güzel romanlaştırmış. 2. Dünya Savaşında öldürülen Yahudiler üzerine yüzlerce eser varken Roman'ların üzerine ne kadar az yapıt olduğunu tekrar hatırlattı bu kitap bana.
HıdırellezVelibor Çoliç · Livera Yayınevi · 202295 okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2020 98. kitabı
Merhaba :) Sabahattin Ali'nin eşsiz eserlerinden biriyle geldim. Birbirinden anlamlı öykülerden oluşan kitap içinde bir çok düşündürücü ve öğretici olaylar barındırıyor. Dili öykü tarzında yazıldığı için daha anlaşılır ve oldukça akıcı. Bir dip not eklemek istiyorum yazarın romanlarındaki dili de oldukça akıcı ve anlaşılır sadece yazdığı dönem dikkate alındığı zaman halk arasında eski Türkçe denilen dil, kelime ve hecelerin tavır ve tarzına sıkça rastlıyoruz. Bu kitapta ise biraz daha halkın içinden anlatılıyor. Öykü kitaplarında dünyada ve ülkemizde kimlere gitmemiz gerektiğini biliyorsunuz ama bu kitapta inanılmaz başarılı. Sabahattin Ali'nin mesleki çeşitliliğinin adeta renk cümbüşü gibi olduğunu kanıtlıyor. . .Öyküler arasında en beğendiğim kitaba da adını veren #değirmen oldu. Bende çok güzel hisler uyandırdı. Unuttuğum bazı güzellikleri hatırlattı. Bir baharın gidişini seyretmenin hiçte fena bir şey olmadığı gibi. Aklı selim olmanın altından bile değerli olduğunu ve zaafların insanların sonunu getirdiğini. Bunun dışında Değirmen'i okurken aklıma hep Çingeneler Zamanı filmi geldi. Daha arka kapağı okurken kulağımda Goranbregovic'in o muhteşem sesi yankılandı ve Ederlezi nidaları eşliğindeki kandilli nehir sahnesi. Okuyun! Mutlaka!!!
1000Kitap
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·302 syf.··
2019 7. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2019 19:31
"Leyleklerin Uçuşu" polisiye deyip geçiştiremeyeceğimiz bir roman ki zaten Grangé bu özelliğiyle meşhur bir yazar. Aynı zamanda didaktik, akışkan, süprizlerle dolu ve politik diyerek de geçiştiremeyeceğimiz bir roman, ki zaten Grangé bu özelliğiyle de meşhur bir yazar ( : Yine de ben, bu inceleme boyunca "polisiye" ifadesini kullanıcam. Kral kitaplara konulan en boktan isimler listesinde ilk onda yer alsa şaşırmayacağım kitaplardan biri "Leyleklerin Uçuşu" olurdu. Big Cats Diary tadında bir sunum ve kitabın kapağında görünen leylek de sanırım uçuşuyla bahse konu olan esas oğlan oluyor. Zeki, çevik polisiye okurları bunu ilk bakışta anlamışlardır(!) Grangé, polisiye aleminin babagalli sayılabilecek kitaplarına, makale başlığı tadında(makaleleri severim,o ayrı) isimler ve ucuz kapak resimleri seçmesiyle veya buna müdahele etmemesiyle de meşhur bir yazar. Tabi bunlar benim şahsi fikirlerim olup, bir genelleme yapmaya yetecek bir altyapı oluşturmaz. Yine benim şahsi kanaatimdir ki kitapları iki kez okunmaya değecek üç beş polisiye yazarından biridir Grangé. Bunun nedenini anlamak için "Leyleklerin Uçuşu"nu okumalısınız. Yine anlamazsanız bir de "Kızıl Nehirler"i okumalısınız. Yok yine anlamazsanız o zaman bir kere okuyun. (Yalnız polisiyelerden bahsediyorum tabi. Mesela bir "Suç ve Ceza" her sene bir kere okunması, en azından göz atılması gereken bir eserdir. En olmadı hala kitaplıkta durup durmadığı bir kontrol edilmelidir mutlaka) Çingenelerin hikayelerine değinilen kısım gerçekten kısa bir "Çingeneler Zamanı" sahnesi gibiydi. "Ederlezi" yi duydum. Çok yalın,net,kısa cümleler ve lüzumsuz detaylardan uzak bir anlatım kitabın en güçlü silahı bence. Aksi durumun söz konusu olduğu başka polisiyelerde ve gerilimlerde olduğu gibi, merak içersinde olayın nereye
Leyleklerin UçuşuJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 202412,4bin okunma