Bu yaz Krom Okuma Grubu'nda okuduğumuz kitap Haşhaş Savaşı'ydı.
Eğer fantastik edebiyat okuyucusu iseniz, bu kitabın en önemli avantajı size Çin bağlamlı, alternatif bir fantastik ortam sunması. Fantastik dediğimizde genelde ortaçağ Avrupa'sını anlıyoruz. Bu, 1900'lerin başında oluşmuş bir norm. Yüzüklerin Efendisi'nden Taht Oyunları'na, Yerdeniz Büyücüsü'nden Zaman Çarkı'na, fantastik edebiyatın neredeyse tamamı, ortam olarak eski Avrupa'da geçiyor. Çin odaklı bir fantastik kurgu okumak bana çok iyi geldi. Bu kitapta bağlam olarak 11. yy. Song Hanedanlığı dönemi, konu olarak ise 20. yy ortalarında, İkinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleşen İkinci Çin-Japon Savaşı temel alınmış. Bana orijinal gelmesi bir yana, hiç bilmediğim Çin tarihi hakkında merak uyandırması bence önemli bir kazanımdı.
R.F. Kuang son zamanlarda gündemin zirvesinde. Arka arkaya kaliteli romanlar üretiyor olmasının yanında, bu romanlara dair ciddi bir pazarlama çalışması olduğunu görüyoruz. Biz Haşhaş Savaşı'nı okurken her yerde Sarı Yüz reklamları dönüyordu. Genç ve popüler bir yazarın yaşayacağı sıkıntıları yaşadığını düşünüyorum -- doğru yaptıklarından çok, hatalarının konuşulduğu bir dönemdeyiz. Popüler edebiyat tartışmalarını takip eden bir analiz yerine, sadece nasıl bir okur deneyimi yaşadığımızı paylaşmak niyetindeyim.
Bu romanı okumaya başlamadan önce yazar hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyordum. Gruptaki diğer arkadaşlarım da bu durumdaydı. Okuduktan sonra, romanı tüm grup olarak çok beğendik. Kendi adıma, henüz yirmili yaşlarının başında böyle bir roman yazmış olmasına inanamadım. 5/5 not verdikten sonra, neden bu kadar iyi olduğunu düşündüm.
Herhalde ilk söylememiz gereken özellik, kitabın aşırı sürükleyici olduğu. Din, şamanizm ve savaş temalarını içeren bir "sıfırdan zirveye"