gizem ve polisiye türünde sherlock holmes ailesinden bir Kızıl Çember Hikâyesi, roman Londra'da yaşayan Thalia Drummond'un evine gizemli bir kiracı almasıyla başlar. Bu kişi odasından hiç çıkmamakta, ev sahibiyle yalnızca notlar aracılığıyla iletişim kurmaktadır. Kiracının bu sıra dışı davranışları zamanla dikkat çeker ve ardında büyük bir sırrı barındırmaktadır.
Olaylar ilerledikçe, kiracının şehirde faaliyet gösteren ve "Kızıl Çember" adıyla bilinen gizli bir suç örgütüyle bağlantılı olduğu ortaya çıkar. Üyeleri birbirlerini tanımayan bu örgüt, tehdit, şantaj ve çeşitli suç faaliyetleriyle ilişkilidir. Polis, örgütün izini sürmeye çalışırken, soruşturmanın başındaki dedektif örgütün liderine ulaşmak ve işlenen suçları aydınlatmak için yoğun bir mücadele verir. Roman boyunca gizemli kimlikler, beklenmedik gelişmeler ve suç dünyasının karanlık yönleri anlatılır. Kitabın sonunda ise hem gizemli kiracının gerçek kimliği hem de Kızıl Çember örgütünün sırları ortaya çıkar ve tüm olaylar şaşırtıcı bir şekilde açıklığa kavuşur.
Kızıl ÇemberEdgar Wallace · Dorlion Yayınları · 20257 okunma
Selammm
Zengin bir adamın ölümü ve değerli mücevherleriyle birlikte mezara gömülmesiyle başlayan hikâye, gizem dolu olaylarla ilerliyor. Ancak bu mezarın açılması kolay değildir. Mezarın kapısı ancak yedi farkl anahtarın aynı anda cevrilmesiyle açılabilmektedir. Anahtarlar farkl kişilerin elinde olduğu icin bunun gerçekleşmesi neredeyse imkânsız görünmektedir.
Bu yüzden yıllardır yakalanmayan ünlü banka soyguncusu Lew Pheney'den yardım istenir. Fakat Lew bile bu kapıyı açmayı başaramaz. Bir süre sonra takip edildiğini fark eden Lew, Dedektif Dick Martin'den yardım ister. Dedektifin soruları karşısında yalnızca ölü bir adamın mezarını açmaya çalıştığını söyler ancak mezarın sahibinin kim olduğunu açıklamaz. Çok geçmeden Lew, Dedektif Dick'in evindeki giysi dolabında öldürülmüş olarak bulunur.
Bu sırada Selford Malikânesi'nin avukat Hovelock, kayıp Lord Selford'u bulması icin Dedektif Dick Martin'e başvurur Dedektif. Lew'in ölümü ile Lord Selford'un sürekli yer değiştirerek dolaşması arasında bir bağlantı olabileceğini düşünmeye başlar.
Yedi anahtarla açılan kapı romanın en dikkat çekici unsurlarından biridir. Kapının açılabilmesi için tüm anahtarların aynı anda çevrilmesi gerekmektedir. Fantastik bir görünümü olan bu kapı korkutucu süslemelerle bezenmistir. Her sütunun üzerinde taştan oyulmuş iskeletler bulunmaktadır.
Gizem, polisiye ve macera unsurlarını bir araya getiren kitap, sonuna kadar merak duygusunu canlı tutuyor. Ben kitabı sevdim. Özellikle yedi anahtarın sırrı ve mezarın ardındaki gizem oldukça ilgi çekiciydi. Polisiye ve gizem sevenler icin okunabilecek sürükleyici bir eser
Yazarın daha önce 13 Numaralı Oda kitabını okumuştum bu aynı yazardan okuduğum ikinci kitap oldu. İnce olduğu için konusuna dair fazla bir şey söyleyemem, cinayet soruşturmasının yanında aşk unsurları da var kitapta ve bu benim çok hoşuma gitmedi. Dedektif karakteri çok akılda kalıcı bi karakter değildi bence burda olay biraz daha ön plandaydı gerisinden de dedektifin aşkı geliyodu, dedektifin kendisi değil.
Kitapta eski ve ilk defa karşılaştığım çok fazla kelime vardı çevirisi biraz eski ama güzel bi hava katıyo bence polisiyeye. Keyifle okunacak bi kitap ama çok bi olayı da yoktu bence.
Kitabı okurken tam anlamıyla eski usul bir polisiye havasına girdim. Gizemli bir malikâne, ardı ardına işlenen cinayetler ve sırlarla dolu bir vasiyet… Başından itibaren merak duygusu diri tutuluyor. Edgar Wallace gerçekten tempoyu ayarlamayı iyi biliyor.
Hikâye, yedi kilitle korunan bir kapının ardındaki sır üzerine kuruluyor. O kapının arkasında ne olduğunu öğrenme isteği kitabı sürükleyen en büyük unsur. Karakterler biraz klasik tipler gibi dursa da olay örgüsü o kadar hızlı ilerliyor ki bu durum çok da göze batmıyor. Özellikle soruşturma sahneleri ve beklenmedik gelişmeler oldukça heyecanlıydı.
Kitabın en sevdiğim yanı akıcılığı oldu. Gereksiz detaylara boğmadan, doğrudan olayın içine çekiyor. Atmosfer yer yer gotik bir hava taşıyor; karanlık koridorlar, şüpheli bakışlar, herkesin bir şey saklıyor gibi olması… Bu gerilim hissi kitabın sonuna kadar korunuyor.
Belki karakter derinliği açısından çok katmanlı bir roman değil ama polisiye bir gizem arayanlar için oldukça tatmin edici. Ters köşe anları ve çözüm kısmı da bence başarılıydı.
Kısacası, hızlı okunan, merak unsurunu iyi kullanan ve klasik polisiye sevenleri memnun edecek bir kitap. Ben okurken keyif aldım; özellikle gizemli konak temalı hikâyeleri sevenlere rahatlıkla öneririm.
Müfettiş Parr ve özel dedektif Yale Kızıl Çemberin başını bulmak için amasız uğraşlar verirler. Uğraşların içine Thalia da dahil olur. Arada cinayetlerin işlendiği, kara paraların aklandığı, yalanların dolaştığı olaylar dizisi bizi karşılıyor.
Kızıl Çember giyotinin bozulması ile adaya sürülmüş yani ölümden son anda kurtulmuş birisi. Satırların devamında bir çok kişiden şüphe edilerek satırların sonu getirildi. Ancak olay hiç ama hiç insanın tahmin etmediği noktada son buldu. Özel dedektif Yale psikometrik özelliklerini sıralarken aslında hain planlarının kurmacasını yapıyormuş.
Müfettiş Parrdan şüphelenirken dedektif Yale’min kızıl Çember olması fazlasıyla şaşırttı. Ve Thalia’nın hikayedeki rolü fazlasıyla güzel ve akıllıca kurgulanmıştı.