Bilinmeyenin kuşatması altında, başına gelebileceklerden endişeli, ne yapması gerektiğini bilmez halde, sakarca yürüdüğünün ve bedenini taşıyamadığının bilincinde, sahip olduğu tüm özelliklerin ve gücün de benzer şekilde felce uğramış olabileceğinin korkusuyla doluydu.
Duydukların hep dağların ardından bitti;
Daha çok bağırsam, yakından duyulur mu?
Uzaklara, daha uzaklara gitsem, de ki gitti,
Bir arayan soran, bir anlayan olur mu?