ediz

ediz
@ediblues
20 okur puanı
Mart 2016 tarihinde katıldı
Benim şiirlerim, kişisel bir yaşantı, bir gözlem, bir görünüş ya da bir anı gibi hep somut olanda başlar. O zaman, sezgiyi geçerli kılabilecek tümceyi dinleyerek yakalamaya çalışırım. Şiirlerim bir tek insanla ilgilidir o insan ki, yaşamı hiçbir zaman tek yönlü ya da doğrusal olmayıp açılımını kesikli sıçramalarla yapmaktadır. Şiirlerimin bireyselleştirme ya da ruhbilimsel incelemeyle ilgisi yoktur. Sanatta gelişme değil, ama değişim, farklılaşma ve araştırma olduğu görüşündeyim. Bütün kuramları yadsıyorum. Kuramlar insanı sınırlar arasında sıkışıp kalmaya, çığırlara götürür; sonunda sanatçının, sezgisine güvenecek yerde, yapıtıyla kuramı katınlamak istemesiyle sonuçlanır. Şiirlerimdeki ortak yön, hepsinin de birer deney olmasıdır: Yaradılmış olanla, gerçek olanla çakışma deneyi. Şiirlerim dünya ile benim aramda, şaşkınlık içinde gerçekleşen karşılıklı bir konuşmadır. Şiirlerimin temelinde ise bir tür mizah yatar özellikle de, gösteri yapar gibi gürültücü olmayan bir mizah. J. Gustava Brandt
Reklam
“[Kafka] İnsanları ancak büyük duyarlığa sahip birinin tanıyabileceği biçimde tanıyordu. Yalnızdı, ve karşısındakini, yüzünde gördüğü tek bir belirtiden, neredeyse bir insan sarrafı gibi kavrıyordu. Dünyayı, alışılmamış ve derin bir biçimde tanıyordu, kendisi de alışılmamış ve derin bir dünyaydı.” Milena Jesenska
Şamanizm ve Edebiyat
Şamanlar, insan topluluğunun savunucuları, "en üst derecede şeytan" karşıtlarıdırlar. Hayatı, sağlığı, üretkenliği savunurlar; onlar "kutsalın uzman"larıdır. Bazı zamanlarda, sarhoş gemi (bateau ivre) gibi, "insanın gördüğünü zannettiği" şeyleri görürler. Onlar "seçilmişlerdir", bu şekilde diğer insanlara kapalı olan kutsalın alanına erişirler. "Dini deneyimlerinin yoğunluğuyla topluluğun diğer fertlerinden ayrılmışlardır." Bir "eğilimin" belirtileri olan bazı nitelikler sayesinde diğerlerinden ayrılırlar. Tüm bu özellikler modern zamanların şairini biçimlendiren özelliklerle karşılaştırılabilir, bazen sitenin yaşamı için gerekli bir birey, insanları Aydınlığa götüren bir "müneccim" olarak ortaya çıkar, bazen de çaresizce "lanetlenir" ve marjinalliğe terkedilir. Jean Bies
Sayfa 118 - "hayali boyutta, hayati boyut değerini görmüş olan" derinlikler psikolojisine göndermede bulunur
Dinler Tarihi, Fenomenoloji ve Hermenötik
Kutsalı gören kimsenin gözünde, kutsalın belirdiği varlık veya nesnenin apansız gerçekliği,doğaüstü gerçekle temas ettiğinde değişiyor, başkalaşıyor. Bu, dini tecrübenin temel anlamıdır. Eliade'ın yöntemine göre, her hierofani'de (kutsalın tecellisi), üç unsuru birbirinden ayırmak gerekir: kendi normal çerçevesinde kalmaya devam eden, doğal nesne; ilham edilmiş içeriği oluşturan görünmeyen gerÇeklik veya çok farklı" olan yön; doğal nesne iken, kutsallık gibi yeni bir boyut kazanan aracı ... Bu üçüncü özellik, nesneyi "çok farklı" olanın açığa çıkarıcısı haline getiriyor. Fenomenolojinin görevi, dini fenomenlerin özlerini ve yapılarını anlamak- her hierofaninin (kutsalın tecellisinin) anlamını yorumlamak, oradan_ da, ilham edilmiş içeriği ve dini anlamını çıkarmaktır. "Fenomeno oglar,dini verilerin anlamıyla ilgilenirler" Julian Ries
Sayfa 10 - yazıları toplayan : Constantin Tacou - Din ve Fenomenoloji
Din