Fakat yaptığımız seçimler ne olursa olsun -yalnız ya da birlikte-, bitiş çizgimiz aynıydı.
Kendimize nasıl bir yaşam seçersek seçelim sonunda ikimiz de ölecektik.
Bir keresinde babam vedaların "en olanaklı olanaksızlık" olduğunu söylemişti çünkü söylemeyi hiç istemezdiniz ama fırsatınız olduğunda söylemezseniz de aptallık etmiş olursunuz.
Başında açıkçası bu kitap nereye gidiyor diye düşündüm. Mina'nın davranışları o kadar üzdü ki beni. Bir yandan da bu konu üzerinden devam edecek sandığım için biraz hayal kırıklığı içindeydim. Ancak ilerledikçe konu tamamen başka bir şey oldu. Kendini bulmak, geçmişinle arandaki düğümleri çözmek, kendini gerçekleştirmek. O kadar benlik bir kitapti ki... Kitabı okurken hiç sıkılmadım ama kitapla ben de gelişeyim diye ağırdan aldım biraz. Resmen kitapla kendimi buldum diyebilirim. Bir koşuşturmacaya kapılmış gidiyoruz ulan ben ne yapıyorum demeden. Gelecekte ve geçmişte yaşıyoruz çoğu zaman. Sürekli konuşuyor o zihnimiz. Şunu yap, bunu yap, keşke yapmasaydim, şunu yapsaydım daha iyi olurdu falan filan. Hiç 'ânı' yaşamadan ölüp gidiyor insanlar. Keşke insanlar daha çok kendinin önemini 'ben' olmanın önemini fark edebilseler. Ben bu kitabı aldığım ve okuduğum için çok mutluyum şahsen. Kendime bakış açım çok değişti. Umarım siz de kendinizi gerçekleştiren veya gerçekleştirmek için çabalayan insanlardan olabilirsiniz:) SeyirPiraye