"Daha ne kadar ömrüm olduğunu bilmiyorum," dedim. "Ama herhalde dönüşüm, bu sahillere gelmek için duyduğum arzudan daha çabuk olmayacak. Çünkü yaşamak zorunda kaldığım yer günden güne iyilikten erdemden yana kısırlaşıyor, yürekler acısı bir yıkıma doğru gidiyor."
Ateş, yukarıya, kendi has maddesi içinde daha uzun zaman dayandığı yere doğru yapılışı gereği nasıl yükselirse, ruh da, tutkunluğu içinde, manevi hareket olan arzuyu duymaya başlar ve sevdiği şeye kavuşmadıkça asla duraklamaz.
Siz canlılar, her şeyin sebebini gökte buluyorsunuz. Sanki onun her şeyi kendisiyle beraber sürükleyip götürmesi mutlaka lazımmış gibi. Eğer böyle olsaydı istemek yetinizden eser kalmazdı, öte yandan iyi bir davranışın insana zevk vermesi, fena bir davranışın da acıya mal olması doğru bir şey olmazdı.
Gök sizin davranışlarınızın başlangıcıdır, ama bütün davranışlarınızın değil. Böyle bile olsa, iyiyi kötüden ayırasınız diye size bir ışık, bir de irade verilmiştir. Bu irade, gök ile olan ilk çatışmalarında bazı zorluklarla karşılaşsa bile, iyi beslendiği takdirde sonunda bütün zorlukları yener.
Serbest olmasına serbestsiniz ama daha büyük bir gücün, daha iyi bir tabiatın hükmü altına girmiş bulunuyorsunuz. Bu sizde, göğün etkisi altında olmayan akıl ve mantığı yaratır.
Demek oluyor ki dünya bugün yolundan şaşmışsa, bunun sebebi sizdedir, onu sizin kendinizde aramak gerekir.