Birkac saat suren roman zamaninda geriye donuslerle yüzyillik bir tarihin yuzlerce karakterle harika bir kurgu ile anlatimi. Bölüm yok, araliksiz bir olay akisi var. Olaylar ve kisiler bazen bir fotografla, bazen bir resimle vb ansizin baglaniyor. Karadeniz, Dogu Anadolu, istanbul, Paris... arasinda tarihi olaylari, siradan aile iliskilerini, kadinin toplumdaki yerini, kulturune yabancilasmayi, askeri darbe sureclerini, yoksullugun izlerini, aşkı ve daha bircok konuyu olaganustu bir anlatimla takip ediyorsunuz.
Kitabi okurken kum taneleri yureginize carpiyor. Hem konusu hem de anlatimi cok guzel. Roman kahramani Salim'in Zanzibar'dan Londra'ya yolucugunda ask, ayrilik vb bireysel temalarin yaninda Afrika tarihine de taniklik ediyorsunuz.
Senegal’deki köyünden çıkıp kendini Birinci Dünya Savaşı’nda Fransız Ordusu’yla birlikte Almanlara karşı savaşırken bulan Alfa Ndiaye'nin hikayesi ile sömürünün yurek burkan yüzünü görüyoruz.Cephedeki askerlerin ruh dünyasını, dostluğu, çaresizligi vb birçok seyi farkli bir anlatimla takip ederken merak,acima, ofke gibi karmasik duygular arasinda geziniyoruz.
Rusya,Çin, Japonyo ve ABD'nin tarihi surecte yasadigi degisim, donusum ve savaslarinin ana eksenini basarili bir sekilde anlatırken Dogu-Bati catismasinin gecmisten gelen yönlerine de ayna tutan basarili bir eser.
LabirentAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 2024999 okunma
Sevginin, beklemenin, sabrin, umudun muhtesem betimle ve öyķuleleme ile anlatimi olan bir roman. Bazen sanki adada o guzel insanlarla yasiyor, kalbi kötü olanlara siz de ofkeleniyorsunuz.