"Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senetlerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım. "
Öncelikle an itibariyle bitirdiğim bu romanın üzerimde soğuk bir duş etkisi yarattığını söylemeliyim. Kitabı okumadan önce şaşırtıcı bir sonu olduğunu duyduğumda da bu kadarını beklemiyordum doğrusu:)
Ahmet Ümit etkileyici bir kurgu yaratmayı oldukça başarılı bir şekilde gerçekleştirmiş. Klasik polisiye romanı döngüsünden sıyrılmayı başardığı romanıyla okuyucularını büyük bir şaşkınlık içerisinde bırakabilmiş. Olayların en sonda zirveye ulaştığı kitap insanı gerçekten şoka uğratarak hayretler içerisinde bırakıyor ve ben hala etkisindeyimm:))
Beyoğlu'nun güzel tasvirleri ve renkli mekanlarıyla hoş bir hava sunan kitap, oldukça farklı duyguları da beraberinde getiriyor. Arkadaşlık, kıskançlık,merak, bencillik, kabulleniş, güç duygusu.. Klasik polisiye romanlarından daha farklı çizgiler taşıyan bu kitap sizi zaman zaman sorgulayıcı düşünce hallerine de sokuyor. Zaten "nasıl" ve "neden" kitapta ana merak unsurlarını oluşturan sorular. Kitabın sonunda da değinildiği üzere "nedendi?"..
Sabırlı, macera sever ve yenilik sever polisiye okurlarına tavsiye edilir, okuyunuz efendim:)
Bize verilmiş tek bir yaşam vardı; bu armağanı, en yakınlarımız bile olsalar başkaları için harcamaya değer miydi? Belki de böyle bir ikileme girmek de yanlıştı. Hem kendin hem başkaları için yaşamak mümkün olabilirdi; dengeyi ayarlamak koşuluyla.
''...ilk görüşte aşkın da bir mantığı vardır. Sağlam, güvenilir bir mantık olmasa da,bir mantığı vardır...İnan bana vardır. O kadar insanin arasında neden belirli birini seçiyorsun da ötekini seçmiyorsun. Çünkü onda senin dikkatini çeken, ihtiyacın olan özellikler var. O insanı daha önce hiç tanımamış olsan da anlamlandıramadığın bir duyguyla ona doğru çekiliyorsun."