Diyebilirim ki yüzer ve uyur gibi, uyuyamaz ve uyanamaz gibi, can çekişir de ölemez gibi, anlayacak gibi olur da birden unutur gibi, çok zaman geçmiş sanırken geriye düşmüş gibi, duruyorum zannederken yüzyıl geçmiş gibi... hep uykuyla ıstırap, gerçekle dehşet, hayalle uzun bir ufuk arasında ama hep her şeyimin üstüne basılarak ve bir iz çıkararak, izin kendisi olacakmışım gibi geliyor. Bir gün bir işaret olacakmışım gibi geliyor.
İnsan kendine çepçevre aşina iken yandan, bir anlık, bir zaman, bir ömür süresince bir kez bakanın gözüne, değerlendirişine kendini nasıl teslim edebilir ki? Benim bundan evvel binlerce başka hallerim oldu, onları kim gördü?
bulamamak ve bu bulamamayı defalarca tekrarlamak, yanılmadığı tek şeyin hayal kırıklığına uğramak olması söylenegeldiği gibi bir iç zenginliği falan da getirmemişti. "Yok"tan bir zenginlik bulabilmek için önceleri çok başka şeylerle zengin olmuş olmak gerekliydi.