Meğer çok yakında bir yerdeymişler. Hiç akıl etmediği bir yerde. Onları bulduğu yer değişse de bütün rüyalarının motifi aynıdır: Yakınlarda bir yerde saklı kalmış kayıplar…
“Artık bu tabaklar sofralara konulmalı, bembeyaz, tertemiz, kolalı örtüler üzerine dizilmeli. Yaşamalı artık bu tabaklar. Hayatımızın içinde bir yeri olmalı. Defter yaprakları arasında kurutulmuş bir çiçek güzelliğiyle dilsiz ve sağır bir camın ardında öylece duruyorlar. Hep kullanılacakları günün özlemiyle. Kaç yüzyıldır bekliyorlar.
“Ben… ben de hep bu camın ardında öylece bekliyorum. “