Herkes acımasız olabiliyor. Herkes pençeleyebiliyor en yakınındakini. Sonradan pişman olsa da bir acıyı başkalarına yaşatabiliyor. Kendi acısını yatıştırmak pahasına…
(Afife Reşat Hanımın bilmediği ve hiçbir zaman da bilmeyeceği bir de gizli sevda vardı. Kendisi için yazılan aruz vezinli şiirlerden hiçbirini bilmiyordu. Bilmeyecekti…)
“Artık bu tabaklar sofralara konulmalı, bembeyaz, tertemiz, kolalı örtüler üzerine dizilmeli. Yaşamalı artık bu tabaklar. Hayatımızın içinde bir yeri olmalı. Defter yaprakları arasında kurutulmuş bir çiçek güzelliğiyle dilsiz ve sağır bir camın ardında öylece duruyorlar. Hep kullanılacakları günün özlemiyle. Kaç yüzyıldır bekliyorlar.
“Ben… ben de hep bu camın ardında öylece bekliyorum. “