gördüm babaların ağlamasını
dalları düğüm düğüm
gövdesi kahve falı
bir zeytin ağacını köklemek var ya
sökmek var ya sarp yamaçtan ardıcı
kazma vurmak beşyüz yıllık meşeye
acısını duymak var ya kopmanın
babaların ağlaması işte o
babaların ağlaması öyle zor
Şiiri anlamak demek, onu duymak, duyumsamak, algılamak, yaşamak ve ondan tadalmak demektir. Açarsınız şiiri önünüze, okursunuz, duyarsınız, yaşarsınız ve kapatırsınız. Aynı ruh hali içinde, bir başka zaman yine okursunuz, yine okursunuz. Müzik dinler gibi!.. Şiirin bitmezliği, tükenmezliği, hep taze ve diri kalması budur!..
Şiir, elma gibi, yemek gibi, ekmek gibi, yenilirken: su gibi, içki gibi, sigara-çay-kahve gibi, içilirken; müzik gibi, şarkı ve türkü gibi, dinlenilirken; resim gibi, bakılırken; sevişme gibi, sevişilirken... tadına varılan şeydir. Okuyanı, dinleyeni daha ilk sözcükte — ki sözcük değildir o— , ilk dizede — ki dize değildir o— etkisi altına alır şiir. Birdenbire bir yeni yol açılmıştır önünde, düşünmeden yürüyüp gidersin o yolda.