Emre

İbn Arabî, kendi şiirlerinin bir araç olduğunu belirtmek için şunları kaydeder: "Bizim şiirlerimiz ister sevgiliyle hasbihal ile başlasın ister bir methiye olsun ve isterse kadın isimleri ve sıfatlarıyla, ırmak, yer, yıldız, isimleriyle dolu olsun, hepsi de bütün bu sûretler altındaki maarif-i ilâhiyyeden ibarettir."
Sayfa 77
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Geleneksel süfilikte kadın, genel olarak "nefis" ve "dünya" ile özdeşleştirilmekte ve bir imtihan vesilesi olarak görülmektedir. Keza İbn Arabi, tasavvuf yoluna intisabının başlarında kadınlardan pek hoşlanmadığını belirtmektedir. İbn Arabî'nin anlattığına göre; kadınlara olan bu hoşnutsuzluğu uzun bir süre devam etmiş, daha sonra Resûlullah'ın (s.a.v), "Bana dünyadan üç şey sevdirildi: Kadın, güzel koku ve gözümün nuru namazda kılındı" hadisini öğrenince kadınlara olan olumsuz tutumu tamamen değişmiştir. Hatta İbn Arabi, kadınlara sevgi ve şefkat konusunda kendisinin en öne geçtiğini dile getirmiştir. Diğer taraftan İbn Arabi, Hz. Peygamber'in "bana sevdirildi" ifadesine dayanarak kadınlara olan bu sevginin ilâhi irade menşeli olduğunu söylemiştir.
Sayfa 75
Din
"Bâyezid-i Bistâmî ulemâ-i rüsûma şöyle seslenmiştir: Siz ilminizi ölünün ölüden rivayeti olarak aldınız. Biz ise ilmimizi, hiç ölmeyen diriden (hayyün lâ yemût olan Allah'tan) aldık. Bizim gibiler, 'Kalbim Rabbim'den rivayet eder ki' diyoruz. Sizler ise, 'Bana filanca rivayet etti' diyorsunuz. 'Peki o nerede?' diye sorduğumuzda, O, öldü' diyorsunuz."
Sayfa 59 - fütühattan.
Din
Esâsen senin vazifen nukūş-i mâsivâdan sadrının tathîriyle iştigâlden ibaret iken, halkın mesâvîsi ile iştigâlin nasıl olur? Ve tarîk-ı Hak'taki sa'y ve mücâheden nerede kalır? Ve şeytan bu gibi ilkââtı, ancak seni derece derece felakete sevk etmek için yapar.
Sayfa 451
Din
..gerek yerde ve gerek gökte bulunan salih kulların hüviyyetleri hep Hak'tır. Ve senin selâmın ise senin ve onların hüviyyetleri olan Hakk'a müteveccihen vâkı' olmuştur. Binâenaleyh selâmın bu hüviyyetten sana reddolunur. Ve selâmın ibâd-ı sâlihîne hasrı, Hak Teâlâ hazretlerinin ism-i "Selâm" ile onlara mütecellî olması sebebiyle, dünyada ve âhirette ancak onların selâmette bulunmalarına mübtenîdir. İbâd-ı tâlıhîn ve fâsıkînin dahi hüviyyetleri Hak ise de, Hak Teâlâ onlara ism-i "Selâm" ile mütecellî değildir. Zirâ onlarda bu tecellîyi kabûl edecek isti'dâd yoktur. Ve tecellî ise isti'dâda göre olur.
Sayfa 445
Din