Şeyh-i Ekber Muhyiddin-i Arabi (kAs) efendimize gâlib olan ism-i hâss-ı ilahi "Alîm" ism-i şerıfi olup âsâr-ı aliyyeleriyle zâhir ve bâhir olduğu üzere kendileri ulûm-i ledünniyyede bir bahr-i bi-pâyân idiler.
..sen cenîn hâlinde iken hayât-ı dünyeviyyede envâ'-ı lezzât ve âlâm bulunduğunu bilmez ve idrak etmez idin. Vaktâki dünyaya doğdun, bunları vücudunun istihâlât-ı mütevaliyesi içinde peyderpey zevkan bildin ve gördün. Şimdi dunyada ruhun cenin halindedir. Hayat-ı uhreviyyedeki lezzât ve âlâmı bilmez bir haldesin. Vaktâki ölüp âhiret âleminde doğarsın, oradaki alâm ve lezzâtı dünyada gördüğün ve zevkan bildiğin gibi görür ve bilirsin. Ve sana enbiyâ ve evliyanın haber verdikleri halde inanmadığın / ahvale muttali olursun. Ve bu âlemde Allah Teâlâ'nın kulları için va'd ve vaîdden, ya'nî ni'met ve azâbdan, hazırladığı şeyleri re'yü'l-ayn müşâhede ederek, hayât-ı dünyeviyyeye aldanıp bunları tekzib ve inkâr ettiğine pişman olursun.
Hak Teâla'nın sûre-i Tekvir'deki واذا الجحيم سعرت (Tekvir, 81/12) ya'ni "Cehennem kızdırıldığı vakit" ayetindeki kavl-i şerifine nazar edip cehennemi ve onun şiddetini ve kızgınlığını düşün! Ve kıyamet / gününde arzın tebeddülü ve şemsin takarrübu sebebiyle tekevvün eden şiddet-i harâreti; ve o harâret sebebiyle ecsama ârız olan susamak keyfiyyetini; ve o esnada teskîn-i atş, ancak bir havuza inhisâr edip ve sû'-i amelleri hasebiyle bir takım nasın o havuzdan melâike tarafından tardını ve bu harâret yüzünden nâsın tepeden tırnağa kadar terlere gark olmasını tefekkür et! Zira yaz mevsimi, bu hâlin yüz binde birini zevkan nefsinde müşâhede için var edilmiş olan bir mevsimdir. Binaenaleyh bu mevsimde bu gibi tefekkürât senin üzerine galebe etsin. Ve bunlar bu fasılda nefsinin gıdası olsun. Zira bu gibi tefekkürât seni tedhiş edip nefsini a'mal-i sâlihaya sevk eder.