...onun şefkat dolu bir varlığın çocuğu olduğuna inanamadım. Pişirilmiş kuzuyu, onun bir annesi olduğunu düşünmeden afiyetle yiyen varlıktı bu. Bir ineği buzdolabına gömen ve onu parça parça tüketen insanlara doğanın vereceği yanıtı tahmin ederek ürperdim. Asıl ibret buydu.
...ama bizi kuşatan siyasal sistemin hepimizden daha fazla şizofren tabiatlı olduğuna şüphem yok. Bu sistemin baş edilemezliği yüzünden kendimizi hasta gibi hissediyor da olabiliriz. Sanık sandalyesinde oturanın suçsuz, onu suçlayanların suçlu olduğu bir dünyada akıl sağlığı konusunda iddialı konuşmamalıyız.
Yaşadığım şeyler toplumca yaşadıklarımıza benziyor: Çevremizde öylesine işler döndürülüyor ki, parça parça bazı şeyleri anlıyoruz ama bütünü kavramamıza engel olan temel bir mantık yasası var: O da 'anlamak yasaktır' sözüyle açıklanıyor.
Üçüncü havaalanının koskoca bir orman mezarlığı üzerine kurulduğunu bilirmişim. Üstelik bunları bilmek çılgına çevirirmiş beni, ağzı köpüren ve konuşamayan bir deli haline gelirmişim. İtiraz etsem de karşı çıktığım şeyi söyleyemezmişim. Aynı rahatsızlığın toplumda da var olduğu aklımdan geçermiş: 'Demek ki muhalefet etmek beyin sağlığı ile ilgili bir şey' dermişim kendi kendime. Belki de halkın tıpkı benim gibi beyin kanaması geçirdiğini ve konuşamadığını düşünmek mantıklı sayılırmış.