Ben de ağladım. En çok da Haldun'un çocukluğuna...
Orhan Kemal’in El Kızı romanını okurken en çok hissettiğim duygular hüzün ve öfke oldu. Kitap kalın olmasına rağmen öylesine akıcıydı ki bir çırpıda okunabiliyordu. Hikaye sade bir dille aktarılmış ve detaylara boğulmamış; bu sayede karakterlerin yaşadıkları olaylar oldukça gerçekçi ve etkileyici bir şekilde sunulmuş.
KİTABIN ÖZETİ
Roman, Nazan’ın hayatı üzerinden aile içi ilişkileri ve toplumsal baskıları konu alıyor. Nazan, annesiz ve babasız büyüyen, içine kapanık bir genç kızdır. Teyzesinin yanında büyüdükten sonra evlenip Mazhar’ın ailesine katılmasıyla, “el kızı” olarak görülmeye devam eder. Roman boyunca Nazan, hem kendi içsel mücadelesini hem de evliliği ve aile ilişkilerini yönetmeye çalışır.
Hikaye, ilk bakışta basit bir kaynana–gelin çatışması gibi görünse de, aslında sevgi eksikliği, aile içi çatışmalar ve toplumsal rollerin bireyler üzerindeki etkisi gibi daha derin temaları işler. Orhan Kemal, karakterlerin yaşadıkları zorlukları ve duygusal karmaşalarını akıcı bir dille aktarmış; bu yüzden kitap hem sürükleyici hem de düşündürücü bir hâle geliyor.
KARAKTER ANALİZİ
Nazan: Romanın başkahramanı. Sessiz, içine kapanık ama güçlü bir karakter. Nazan’ın yaşadığı yalnızlık ve çaresizlik, romanın duygusal temelini oluşturuyor. Karakter, toplumun kadına biçtiği “sessiz ve boyun eğen” rolünü temsil ediyor.
Hacer Hanım: Mazhar’ın annesi. Baskıcı, kıskanç ve otoriter bir karakter. Nazan’a karşı tutumu çoğu zaman öfke uyandırıyor. Hacer Hanım, sevgisiz büyümenin insan üzerinde nasıl katılaştırıcı bir etkisi olduğunu gösteriyor.
Mazhar: Annesi ile karısı arasında sıkışmış bir erkek karakter. Kararsızlığı, ev içindeki çatışmayı ve duygusal gerilimi artırıyor. Annesine bağlılığı ile karısına karşı sorumlulukları arasında
Ne tuhaftı şu dünya! Birtakım maddi sebepleri bilinmekle beraber, daha önce bilinmeyen meçhullerden geliniyor, doğuluyor, büyünüyor, bir zaman bir arada haşır neşir olunuyor, birbirine alışılıyor, sonra yavaş yavaş dağılınıyordu. Bütün bunlar nasıl da ağır ağır , alıştıra alıştıra oluyordu. Ezellerden ebedlere bitmez, başı sonu olmayan bir yolculuk!