90 sayfalık bir kitap olmasına rağmen boşlukları çok fazla onları çıkardığımızda 50 sayfaya kadar düşebilir sayfa sayısı. Böyle boşlukların fazla olması, koca sayfada sadece 1 cümle yazıyor olması beni biraz üzüyor. Kağıt israfı malum...Yazarın ilk romanı olmasına rağmen acemiliğini çokça hissetmediğimi söyleyebilirim. Kitabın belli bir noktasından sonra olayları kambur ele alıyor, anlatmaya başlıyor. Zaten bu noktada daha derin ve anlamlı cümleler ortaya çıkıyor.Fazlaca cesaret barındırıyor kitap. Derin bir karanlık var. Bu yaşamın içinden bir karanlık. Kendi içimizden bir karanlık. O karanlığa gömüldüm ve sonrasında çıktım sanki. Bir kambur üzerinden bir çok metaforla karşılaşıyoruz. Yaşamın anlamsızlığından, boşluğundan söz ediliyor. O boş sayfalardaki çoğu cümle, sayfaların aksine çok dolu anlamlarla yüklü. Bir diğer sayfaya geçmek için o kısacık cümleyi bir güzel hazmetmek gerekiyor. Cümleler bir noktada hem birbirlerine çok bağlı hem de çok bağımsız, bu kitap bu zıtlığın hoş bir örneği olabilir. Okurların bir çoğu kendilerinden bir şeyler bulacaktır. Sonuçta hepimizin görünmeyen kamburları yok mudur ??
Başlık itibariyle -farklı isim çevirileri mevcut (ikiz, ikinci kişilik vs.)-ve de ilk sayfalardan da aslında direk mevzuya giriş yapılmış çok da spoilerlık bir durum yok. Kitapta ‘öteki’ golyadkinle karşılaşınca aklım ‘Fight Club’ eserine gitmedi değil. 9. Dereceden memurumuz Golyadkin doğruluk timsali, tüm erdemleri gerçekleştirmiş, içselleştirmiş biri. Fakat sanki sürekli çevresindekilerden bir kabullenme, onaylanma çabası içerisinde. Her şey karakterimizin bir davete gitmesiyle ve bı davete alınmamasıyla başlıyor. Bu durum karşısında duyduğu utançla oradan uzaklaşıp, köprüde ikinci Golyadkinle karşılaşmasıyla olaylar alevleniyor. 2. Golyadkin, asıl karakterimizin ismini, işini, evini kısacası her şeyini ele geçirmiş durumda. Kitapta iki Golyadkinin çekişmelerini anlatmakta. Dediğim gibi Fight Club’taki Tyler karakteriyle benzerlikler var. Her iki eserde de asıl karakterlerin kendilerine zıt başka karakterler yaratmaları asıl mevzudur. Her ne kadar benzer olsalar da bir o kadar da farklı eserlerdir. Öteki, şizofreni konusuyla kavrulmuştur, çerçevelendirilmiştir.