Kitap İncelemesi
16.yüzyılın önemli filozoflarından Desidarius Erasmus’un kitabı özünde sistemli bir felsefe arayışı değil daha çok felsefi bir reaksiyon kitabı. Daha çok o dönemin yükselen Katolik-Protestan tartışmasında reform ve hümanizmin tarafında önemli başat kitaplardan sayılıyor.
Eser mizahi bir dille kaleme alınmış ve Erasmus bu eseri ünlü Ütopya yazarı Thomas More’a atfediyor.
Mizahi yönden arkadaşının soyadının çağrışımından esinlenerek “Morus” (ahmaklık/delilik) ismini veriyor. Kitap içeriği bakımından özellikle Boccaccio’nun ünlü “Decameron” kitabında olduğu gibi Katolik kilisesi ve yerleşmiş sistemine eleştiriler getiriyor.
Peki hümanizm ve reformu savunma sebepleri konusunda ne söyleyebiliriz? Hümanizmi anlamak için karşıtını anlamanın önemli olduğunu düşünüyorum. Hümanizm din yerine (karşı olduğu) insan merkezli bakış açısı anlamına geliyor. Fakat tek başına anlaşılması kolay değil ve hümanist dediğimiz eserlerde bunun dereceleri çok farklı. En çok yanlış anlaşılan ise hümanistlerin ateist olduğunu düşünme. Aslında hümanistler Katolik kilisesinin dini baskısına karşı bilimsel ve ekonomik ilerleme adına aynı Antik Yunan’da olduğu gibi insan ve doğaya odaklanılması gerektiğini düşünüyorlatr. Yani dindar olanları dinin sadece semavi ve kutsal kitaplarla kendisini sınırlamadına karşı. Hem dindar olup hem de bilim ve insanın merkeze alınabileceğine inanıyorlar. Bu noktada bilinmesi gereken bunu düşünürken kafalarındaki örneğin o dönemde Endülüs Devleti olma ihtimali çok yüksek.
Reform hareketleri de bu minvalde aynı Huberman’ın “Feodalizmden 20. yy’a”kitabına belirttiği gibi sadece basit bir düşünce farklılığı değil. Katoliklik feodalizmle ve kırsal hayatla sıkı sıkıya ilişkili. Protestanlık ise şehirleşme ve ticaretle yakın yakına ilişkili.
Dolayısıyla