Muhtemelen uzun ve oldukça kişisel bir inceleme yazısı olacak.
Siddhartha Mukherjee gerçekten çok iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Bu hikayelerini de iki ana örgü (bazen üç ana örgü) ile bize sunuyor. Bir hiyerarşi barındırmadan dilin imkanları çerçevesinde birinci ve ikinci demek durumunda kalacağım lakin; bu durum bir beğeni ya da önem farkına benim açımdan işaret etmeyecektir. Birinci olarak bilimsel bilginin günümüze nasıl geldiğinin anlatıcılığında çok kıymetli bir iş yapıyor Siddhartha. Kitabın içindeki her başlığın akademik yazındaki ilk noktasından günümüzdeki bilgi birikimine ulaşana kadar emek sarf eden her bir bilim insanına işaret ediyor ve okuyucuyu da bu kümülatif bilgi artışında aktif bir izleyici olarak ağırlıyor.
Diğer kısım ise okuyucu çektiği duygusal sayfalardır. Bir ders kitabı okurken okuyucu kendisini adı-sanı bilinen bir hastanın yanında Siddhartha'nın odasında şikayet dinlerken buluyor ya da hekim ile birlikte çare ararken... Aslında bu durum da duygusuz akademik bilginin omuzlarında yükselen romantize edilmiş güçlü beyaz önlüklülerin yükselmesine yol açıyor. Hastayı kurtarabilecek olan bilim insanları ya da hekimler...
Örgüdeki bir üçüncü kısım ise çok daha nadir de olsa önemli yerlerde Siddhartha'nın kendisidir. Onun duyguları, boş yollarda yürüyüşleri ya da kişisel aile işlerine dair satırlar. Yani, bu kitabın yazarı da bir insan olarak ve okuyucusuyla insani ilişki kurmaya devam ediyor.
Buraya kadar olan kısım kitabın nasıl kurgulandığı ile alakalı olsun. Devamı içinde Siddhartha taktiği kullanalım, durup durup farklı konulara sekelim.
***
Siddhartha bilimsel olarak anlaşılması zor konuları berraklaştırmada gerçekten iyi bir iş çıkarıyor. Tabii ki, bu yorum taraflıdır. Ben bu kitabın muhtevasındaki her bilgiyi en azından bir kaç kere ders
Döneminin toplum kültürü, yaşamı, inançları ve hurafeleri ile ilgili ipuçları veren güzel bir eser. Özellikle ikinci bölümdeki eşek hikayesine bayıldım.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
`1. chatgpt – çözüm asistanı`
özellikler:
• geniş konu yelpazesiyle sohbet edebilen, soru–cevap, içerik oluşturma, fikir beyin fırtınası ve kodlama desteği sunar.
• gpt-4 modeline dayalı, profesyonel yanıtlar verebilen versiyonları mevcut.
kullanım alanları:
• e-posta, makale, rapor ve teknik dokümantasyon oluşturma.
• müşteri desteği ve otomatik sohbet asistanı olarak entegrasyon.
fiyatlandırma:
• ücretsiz sürüm (chatgpt-3.5) ve chatgpt plus (yaklaşık $20/ay).
avantajları / dezavantajları:
• artı: çok yönlülük, geniş kullanım alanı.
• eksi: bazen yanıtlar “halüsinasyon” (yanlış bilgi üretme) içerebiliyor.
`2. writesonic – metin yazarlığı`
özellikler:
• reklam metinleri, blog yazıları, sosyal medya içerikleri ve daha fazlasını oluşturabilen ai destekli metin üretim aracı.
• farklı metin şablonları ve yaratıcı fikirler sunar.
kullanım alanları:
• pazarlama kampanyaları, seo içerikleri, ürün açıklamaları.
fiyatlandırma:
• abonelik tabanlı modeller; ücretsiz deneme seçenekleri mevcut.
avantajları / dezavantajları:
• artı: hızlı içerik üretimi, kullanım kolaylığı.
• eksi: çok özel sektör ihtiyaçlarında özelleştirme sınırlı olabilir.
`3. midjourney – görsel üretimi`
özellikler:
Ekim ayının son kitabı olan Hobbit’i okumuş bulunmaktayım.
Uzun zamandır Yüzüklerin Efendisi serisine başlamak istiyordum ve okuma sırasının Hobbit kitabı ile başlamam gerektiğini öğrendiğimden beri hali zaman geçmesine rağmen ben hâlâ seriye bir türlü başlayamamıştım. Artık buna bir son vererek Hobbit’in büyülü macerasına başladım. J.R.R Tolkien ile de tanışma kitabım oldu.
Her ne kadar kalemine bayılmış olsam da ilk defa benim hayal gücümü geçen (hayal gücüm kuvvetlidir) bir filmle karşı karşıya kaldım. Yani demek istediğim: birçok kitabın filmi çekilmiştir, okuduğum ve filmi çekilen kitaplarının da filimini izlemişliğim var ve genel olarak ben kendi hayal gücümü, kendi iç tasarımları karakter oluşturma ve uygun tiplemeleri tercih ederdim…
fakat okuduğum kitabın, Hobbit’in 368 sayfasından 3 film çıkaracak ve muazzam bir ses, müzik, efekt, karakterler ve saymakla bitiremiceciğim birçok şey. filim benim hayal gücümün kat ve kat üstündeydi (buna değinmem gerekiyordu. :)
Şimdi kitaba gelecek olursak.kitapta harikulade bir evren var. Bir sürü farklı yaratığın bir arada yaşadığı, fantastik ve oldukça hızlı bir şekilde uyum sağlayabileceğiniz bir evren Hobbit’in evreni. Ana karakterimiz hobbit Bilbo Baggins ile epik bir maceraya atılıyoruz.
Bir gün Bilbo’nun küçük hobbit oyuğunun kapısı çalıyor ve beklenmedik misafirlerle karşılaşıyor Bilbo. Bir büyücü ve on üç cüce. Bu misafirler Bilbo’yu bir maceraya çıkmaya davet ediyor. Doğudaki Yalnız Dağ’da yaşayan Smaug isimli ejderhanın hazinesini ele geçirmek istiyorlar. Bilbo ilk başta bu fikire sıcak bakmasa da sonra kabul ediyor ve unutulmaz bir macera başlıyor.
HobbitJ. R. R. Tolkien · İthaki Yayınları · 202317,2bin okunma
Şehri kaplayan sarı toz bulutu bazılarına göre bir felaketin habercisi bazılarına göre ise eski fotoğraftakilere benzer nostaljik bir efekt.
8 farklı öykü boyunca, sarı toz bulutunun ardından gelen depremi yaşayan aynı kasabadaki insanların farklı hikayeleri anlatılıyor kitapta. Herkesin bu depremi nasıl da bambaşka yaşadığına şaşırarak okuyoruz. Son hikayede ise yazar ustalığını konuşturuyor, bütün hikayeler muazzam biçimde birleşiyor.
SarıyazMahir Ünsal Eriş · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
İnsanın içinde her şeye rağmen aşık olma isteği uyandıran o kitap
Kitaba ismini veren Şahika Giray ve Karen Beşok'un anlatıldığı bir kadın hikâyesi Şahika.. Kitap geçmiş ve şimdi olarak iki ayrı zamanı anlatarak ilerliyor. Bir yandan geçmişte Şahika'nın yaşadığı hayatı onu o güne getiren olayları okurken bir yandan da şimdiki zamanda Karen'i tanıyıp onun hayatını öğrenmeye çalışıyoruz.
Benzer yaşanmışlıklara sahip bu iki kadının bir şekilde yollarının kesişmesi ile başlıyor her şey. Sonra da akıp gidiyor sayfalar. Yeşilçam naifliği ile yazılmış bu kitabı okurken çoğu zaman kendimi bir film izliyormuş gibi hissettim. Özellikle Şahika'nın hayatının anlatıldığı sahnelerde o retro efekt hep gözümün önündeydi.
Çoğunlukla davranışlarında ve konuşmalarında daha sert olmayı tercih eden karakterler okumaya alıştığımız şu günlerde bahsettiğim o yeşilçam naifliği ilaç gibi geldi bana. Fatma Erdek'in kalemini ne kadar çok özlediğimi de bir kez daha fark etmiş oldum. Yazarı daha önce okuduysanız bu kitabını da mutlaka okuyun. Eğer hâlâ kendisiyle tanışmadıysanız daha ne bekliyorsunuz? Bence Şahika güzel bir tanışma kitabı olabilir.