Son yıllarda umutsuzluk içinde o karanlık kitlenin yüzü olmadığını anladığı zaman, küstahlık ve korku içinde nasıl da çabalamıştı zirveyi yontmak ona bir yüz kazandırmak için, kendi yüzünü!
Ama şimdi, günlük iş bitti, aletlerimi topluyorum; artık başka toprak parçaları gelip mücadeleyi sürdürsün; ölümlüler, ölümsüzler taburuyuz, kanımız mercandır ve bir ada inşa ediyoruz uçurumun üzerinde.
Tanrı inşa ediliyor, küçük kırmızı taşımı koydum ben de, beni desteklesin, kaybolmayayım diye bir damla kanımı ekledim, görevimi yaptım.
Sağlıcakla kalın!
Elimi uzatıyor, kapıyı açıp gitmek üzere toprağın mandalını kavrıyorum, ışıklı eşikte duralıyorum biraz. Zor, çok zor, gözler, kulaklar, ciğerler, dünyanın taşından toprağından kolayca kopup ayrılmıyor; insan diyor ki: Doydum, rahatım, artık hiçbir şey istemiyorum; görevimi tamamladım ve gidiyorum; ama yürek taşlarla otlara tutunuyor, direniyor, yalvarıyor: Biraz daha kal!