lal

lal
@efemeral_
Bu dördünün dışında bir rastlantı daha vardır ruhuma değen: Rastlantı mı? Ağzımdan herhangi bir saçmalık çıkmasın da, haysiyeti incinmesin diye titreyen korkak aklım, yorumlamaktan aciz olduğu her şeye korkakça, ihtiyatlı bir genelleme ile, bir niteleme yakıştırır. Dört yaşımda ya vardım ya yoktum, babam, bir yılbaşı günü, dönen bir yerküreyle bir kanaryayı, Girit'te bizim deyimimizle "kutlama", yani armağan olarak bana vermişti. Ben odanın kapı ve pencerelerini kapatıyor, kafesi açıyor ve kuşu serbest bırakıyordum; o da kürenin üstüne konarak ötmeye alışmıştı. Zaman zaman soluğumu tutar, onu dinlerdim. Bana öyle geliyor ki bu olay, üzerimde daha sonra okuduğum bütün kitaplarla tanıdığım bütün insanlardan daha büyük bir etki yapmıştı. Dünya yıllar yılı dolaşıp her şeylere hoş geldin ve güle güle derken, kafamın yerküresi olduğunu ve beynimin tepesinde bir kanaryanın oturup şakıdığını hissederdim. Çocukluğuma böylesi önem vermemin nedeni anılarımın büyüleyici olması değil, çocukluk çağlarındaki görünürde önemsiz olan bir olayın dahi, tıpkı düşlerde olduğu gibi, ruhun gerçek, maskesiz yüzünü her tür psikanalizden daha doğru yansıtmasıdır. Ve çocukluk çağında ya da düşteki şeyler çok basit oldukları için, en karmaşık iç zenginlik bile bütün fazlalıklardan arınır ve sadece özü kalır.
Sayfa 66
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Son yıllarda umutsuzluk içinde o karanlık kitlenin yüzü olmadığını anladığı zaman, küstahlık ve korku içinde nasıl da çabalamıştı zirveyi yontmak ona bir yüz kazandırmak için, kendi yüzünü! Ama şimdi, günlük iş bitti, aletlerimi topluyorum; artık başka toprak parçaları gelip mücadeleyi sürdürsün; ölümlüler, ölümsüzler taburuyuz, kanımız mercandır ve bir ada inşa ediyoruz uçurumun üzerinde. Tanrı inşa ediliyor, küçük kırmızı taşımı koydum ben de, beni desteklesin, kaybolmayayım diye bir damla kanımı ekledim, görevimi yaptım. Sağlıcakla kalın! Elimi uzatıyor, kapıyı açıp gitmek üzere toprağın mandalını kavrıyorum, ışıklı eşikte duralıyorum biraz. Zor, çok zor, gözler, kulaklar, ciğerler, dünyanın taşından toprağından kolayca kopup ayrılmıyor; insan diyor ki: Doydum, rahatım, artık hiçbir şey istemiyorum; görevimi tamamladım ve gidiyorum; ama yürek taşlarla otlara tutunuyor, direniyor, yalvarıyor: Biraz daha kal!
Sayfa 15
Benlik
Suyun altında yaşıyorum. Her şey uzaklarda kalmış gibi. Oralarda bir yerde zamanın kum saatindeki kum gibi aktığı güneşli bir dünya olduğunu biliyorum. Ama şu an bulunduğum noktada hava, sesler, zaman ve duygular çok yoğun.
Sayfa 373
Ne yazık! Ölüm ruhumuzu ne hale getirecek? Onu nasıl şekillendirecek? Ondan ne alıp ne verecek? Onu nereye yerleştirecek? Bazen dünyaya bakıp ağlaması için etten gözler bahşedecek mi? Ah! Bir rahip! Bir rahip bunları bilir! Bir rahip ve öpmek için bir haç istiyorum! Tanrım, hep aynı düşünce.
Sayfa 64
Bilimde de bir fikrin doğru olmasından çok inandırıcı olması önemli olagelmiştir. Bilim adamlarının sıkıntısı hep gerçekleri inandırıcı kılabilmenin zorluğunda yatmıştır. Çünkü gerçeğin ufku hayalden daha geniştir.
Sayfa 121