CHP'nin ulusalcı kanadının sözde topuklu efeleri birer ikişer AK Parti'nin yük katarına bindiler. Muhalefetteki bu çatlak sağcı seçmenden oy kapma yarışına döndü.
Siyaset sahasında kartlar yeniden karılırken, "sağdan oy alma" stratejisinin bazen "sağa eklemlenme" görüntüsü vermesi Türk siyasetinin kronik paradokslarından biridir. Bahsettiğimiz bu geçişkenlik, hem seçmen nezdinde hem de parti içindeki ideolojik omurgada ciddi bir sarsıntı yaratıyor. Muhalefetin ulusalcı veya milliyetçi kanadından AK Parti saflarına yönelen isimler, genellikle bu adımı "beka" veya "yerli ve milli duruş" söylemleriyle meşrulaştırıyor. Ancak seçmen tabanında bu durum, "topuklu efe" imajının vaat ettiği o sert ve tavizsiz duruşun, iktidarın sunduğu "yük katarında" konfora dönüşmesi olarak algılanabiliyor. Muhalefet partilerinin, Türkiye'deki %65-%70 civarındaki sağ-muhafazakar seçmen bloğuna ulaşma arzusu, bazen kendi öz kimliklerinden ödün vermelerine yol açıyor. Sağ seçmene şirin görünmek için radikalleşen bir muhalefet, günün sonunda seçmene "aslı varken neden suretine oy vereyim?" sorusunu sordurtuyor. Bu strateji yeni oy getirmekten ziyade, mevcut tabanda bir "aidiyet krizi" doğuruyor. İktidar bloğuna geçişler, muhalefet cephesinde bir "çatlak" olarak görülse de, iktidar tarafında bu bir "genişleme" ve "muhalefeti içeriden eritme" başarısı olarak kutlanıyor. Ancak bu durum, siyasetin ilkeler üzerinden değil, kişisel ikbal veya dar grup çıkarları üzerinden yürüdüğü algısını pekiştirerek genel siyaset kurumuna olan güveni zedeliyor. Muhalefetin içindeki bu "sağa kayma" veya "iktidara eklemlenme" trafiği, Türk siyasetindeki kutuplaşmayı bitirmek yerine, muhalefetin kendi içindeki tutarlılığını test eden bir turnusol kağıdına dönüşmüş durumda.