Yeniden yağmur başladı. Flandres tarlalarından pis sular sızıyordu. Uzunca bir süre kimseye rastlamadım, yalnız rüzgâr, az sonra da güneş. Ara ara, nereden geldiğini bilmediğim bir kurşun, güneşle hava arasından fırlayıp, öylesine, gelip beni arıyordu, şen şakrak, beni öldürmeye kararlı, hem de bu ıssızlığın ortasında, ille de beni. Neden? Bundan böyle, bir yüzyıl daha yaşasam bile, asla tarlalarda dolaşmayacağım. Söz.