"Savaşlar neden var biliyor musun? Çocukları neden öldürüyorlar?"
"Neden?"
"Şeytan sevgiden korkar, Efraz'ım. Çocuk sevgisinden korkuyorlar, güzelim." Bağrında bir taşı taşıyormuşçasına nefes almakta güçlük çekti. Eli kirli cihanda, kire bulanmadan yaşamaya ceht ediyorlardı.
"Peki ya çocuk çığlıkları... Onları hiç mi duymuyorlar?" diye sordu kırılmış sesiyle.
Üzüntüsüne yaşadıklarının kederi eklenince yüzüne sirayet eden ifadeden korktu Banu. "Yabaniler acı çığlıklara sessiz kalır. Sağırlar ancak çocukları duymaz. Yoksa sen ben gibi hangi insan sessiz kalır, hangimizin kalbi dayanır? Bizim yüreğimiz mecruh bırakılmış. Anlarız evelallah insanın hâlinden.”
Milyonla çalan mesned-i izzetde ser-efrâz,
Bir kaç guruşu mürtekibin câyı kürekdir.
(Milyonla çalan yüksek makamda başı dik dolaşır[ken],
Birkaç kuruşu zimmetine geçirenin cezası kürek
mahkûmu [hapishane] olmaktır.)
Düşmez bulunsa her nerede i‘tibardan
Yok farkı kâmiliñ zer-i hâlis-‘ayârdan
Mihr-i sürûr u şem‘-i safânın esîriyiz
Fehm eyledim tetâbu‘-i leyl ü nehârdan
Etmez soğuk mu‘âmeleden menfa‘at zuhûr
Mahrûm eder şitâ şeceri berg ü bârdan
Cismin değilse kâbil-i sıhhat ne fâ’ide
Nûş eylesen devâ kadeh-i zer-nigârdan
‘Ukbâda yok meziyyeti dünyâ şükûhunun
‘İzzet gelir mi meyyite zîb-i mezârdan
Yokdur bekâsı zevk-i ü gam-ı bâğ-ı ‘âlemin
Bir ‘ibret al mürûr-ı hazân ü bahârdan
Handân olan da cevr-i felekden değil masûn
Kâbil mi gül halâs ede dâmânı hârdan
Berbâd olur Emîrî ser-efrâz-ı kibr olan
Bak serv-i ser-keşe ne çeker rûzgârdan