Bütün insanlar ayrı ayrı bir muamma!
Evvela biz kendimizi, sonra birbirimizi bilelim. Toplanalım, birleşelim. Birleşmekten kuvvet doğar.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
___çay___
Çay bizim kültürümüzde tahmin ettiğimizden çok daha bü­yük öneme sahip. "Geldi hengami herem gayri günahtan geçelim/ Mey-i yakuta bedel çay içelim, çay içelim: "Yani, Yaşlılık zamanı geldi, günah işlemeyelim, ölüm yaklaştı artık mey'i yakuta bedel çay içelim," diyor. "Çay, kadehte dîde-efruz olmalı/ Lebrîz ü leb­ reng ü lebûz olmalı"; yani çaya baktığınız zaman gözünüz par­layacak, dudağı hafif yakacak, biraz acımtrak olacak ve bardakta dudak payı az olacak. Bu da bizim klasik çay tariflerinden birisi.
Sayfa 32 - Turkuvaz Kitap·Kitabı okudu
İnsanın en büyük saadeti görevini eksiksiz yapmasıdır.
"İnsanlar tabiatı bozarak hayatı hafifleştirdikleri için kendi felaketlerini elleriyle hazırlamışlardır. Mesela "hak, adalet" gibi tabirler uy-durmuş, yaşayışın doğal gel işimizin ahengi bozmaya kalkmışlardır. Sözde soyut hak varmış. Asırlardan beri onu ararlar! Asırlar içinde Nasrettin Hoca'dan başka 'hak'kı anlayan gelmemiştir." "O nasıl anlamış?" "Hikâyesini bilmiyor musunuz?" "Hayır." "Bir gün Nasrettin Hoca, yolda birkaç çocuğun kavga ettiklerini görmüş." "Ey?" "Niçin dövüşüyorsunuz?' diye sormuş, çocuklar da, 'Şuradan ceviz topladık. Pay edemiyoruz' demişler. Hoca, 'Ben size pay edeyim mi?' diye sormuş. 'Et' de-mişler. Fakat hoca çocuklara tekrar, 'Hakça mı, pay edeyim?' diye sormuş. Çocuklar düşünmüşler, hakça pay edilmesini istemişler. Nasrettin Hoca rasgele kimine bir, kimine üç, kimine beş ceviz vermiş. Geri kalanını da kendi heybesine doldurmuş." "Sonra?" "Sonra çocuklar, Bu nasıl pay, hoca?' diye şaşırmışlar. Hoca, 'Hakça pay buna derler. Rasgele! Kimine az, kimine çok, kimine hiç..." "Ey sonra?" "İşte bu kadar. Yani eşitlik hülyasının insanlara mahsus vehim olduğunu hoca daha o vakit çakmış. Evet, tabi-ata bakarsak adaletin gayrı mantıkî bir fantezi olduğu-nu apaçık görürüz. İnsanların bir kısmı fakir, bir kısmı zengin; zenginlerin içinde hiç çalışan olmadığını, buda-laların, aptalların çoğunluk teşkil ettiklerini düşünürsek, çalışmanın, zekânın ne kadar hayali bir kıymeti olduğunu anlamakta güçlük çekmeyiz. Evet, saadet, felaket bir işin muayyen mukabili değil, öyle gelişi güzel üzerimize dü-şen bir talihtir. 'Bana Ne Kanunu"
"İki gönül bir olunca samanlık nasıl seyran olursa, okuyan için de kitapları elde ettikten sonra kendi evi, kendi odası Haydelberg, Oxford, Sorbonne olurdu!"