Mitolojiyi hep gökyüzünden şimşekler çaktıran tanrıların güç savaşlarından ibaret sanmayın. Bu kitap bize Olimpos'un o heyecanlı dünyasının arkasında aslında upuzun bir insanlık tarihinin, en ilkel ve en evrensel arzusu olan "sevilme arzusunun" yattığını gösteriyor. Tuğba Sarıünal 'un yazdığı Eros kitabının yorumu ile geldim. ㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤ Kitap geçmişten günümüze "sevilme ihtiyacı" ile kuru efsane anlatımlarını bir kenara bırakıp, günümüz insanının yalnızlığına antik dünyadan çok güçlü bir ayna tutuyor. Gücüyle dünyayı titreten Zeus'un ya da zamanı büküp her şeyi yok eden Kronos'un o sert dünyasında bile her şeyin üzerinde hüküm süren tek bir güç var: Eros ve onun görünmez okları. Kitabı okurken, tarihin en büyük savaşlarının ve yıkılan krallıklarının ardında bile hep o bildiğimiz ama bir türlü adını koyamadığımız sevilme ihtiyacının, yani insanın içindeki o derin boşluğun yattığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz. ㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sayfalar arasında ilerledikçe antik Yunancada doğrudan "Ruh" anlamına gelen Psyche ile tutkunun, arzunun simgesi olan Eros'un o sancılı hikayesi kitabın felsefi merkezine oturuyor. Bu efsane, içsel yolculuk anlatan antik kahramanların anlatıldığı, ruhun olgunlaşma evrelerini fısıldamakta. Ruhun olgunlaştıran güzelleşip, sakinleştiğinde derinleştiğini , bunu kabul etmeyi öğrendiğinde çok daha özel olduğunu farkediyoruz . Mitoloji hakkında biraz daha okumam gerektiğini hissettim. Kaktüs Hanım tavsiyesi ile okuduğum uzun zaman okuduğum bir mitoloji kitabıydı . Yazarımızla ilk tanışma kitabım oldu . Yazarımızın kalemine yüreğine sağlık. Herkese keyifli okumalar.
ErosTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 202625 okunma
922 yılında Bağdat'ta devrin halife ve ulemasının ortak kararıyla şehit edilen Hallac, o günden bugüne, bir efsane olarak hem halkın arasında dilden dile dolaşmakta, hem saray şairlerinin hem de halk ozanlarının eserlerinde varlığını sürdürmektedir. Doğu'da ve Batı'da hiçbir İslam mutasavvıfı onun kadar aksiseda bulmamıştır.
Hallac'ı bilen herkes onun cezbe halinde söylediği meşhur "Ene'l-Hakk" (Ben Yaratıcı Hakikatim) sözünü de bilir. Vahdet-i vücudu yaşayan birinin, içten gelen haykırışı olan bu söz yanlış anlaşılmış, onun "Ben Tanrı'yım" dediğini sananlar dinlerini korumak adına ona düşman olmuşlardır. Oysa Hallac'ı Ahmed Yesevi'nin, Mevlânâ Celâleddin Rumî'nin gözünden görmek gerekir. Onlara göre Hallac rahmete ve kurtuluşa ermiş bir âlimdi.
Hallac, varlığını İslam'ın mutlak tek Tanrı inancına adayan bir dervişti. O bütün varlığıyla buna tanıklık etmek istiyordu; bunun için de bilinçli olarak her türlü çileyi sineye çekiyordu. Onun, şahsi Tanrı tecrübesini ve Tanrı'yı arayış çabalarını dile getirdiği şiirleri ve paradoksları bugün de okuyucuyu cezbetmekte ve düşünmeye sevketmektedir. Şimdi okuyucunun önünde iki seçenek var: Hayatın gerçek mânâsını derinleştirmek üzere kendini kor gibi yanan Tanrı ateşine bırakmak ya da Hallac'ı tehlikeli bir muhalif olarak görüp mahkûm eden zihniyetin yanında yer almak.
HallacAnnemarie Schimmel · Pan Yayıncılık · 2011168 okunma
Küçükken karikatürist olmak isteyen kendine göre butik travmaları olan bir öğretmen olarak kitaba bayıldım. Aldı geçmişe götürdü beni. Efsane bir eser olmuş.
Kızılderili Masalları, farklı yerli Amerikan kabilelerine ait efsane ve anlatıların derlendiği, sözlü kültürün yazıya aktarılmış önemli örneklerinden biridir. Kitapta yer alan hikâyeler, doğa ile insan arasındaki güçlü bağı, yaşamın döngüsünü ve manevi değerleri ön plana çıkarır.
Masallarda en dikkat çeken unsur, doğanın canlı bir varlık gibi ele alınmasıdır. Hayvanlar, ağaçlar, rüzgâr ve su çoğu zaman insanlarla konuşur, onlara ders verir ya da yol gösterir. Bu yönüyle hikâyeler sadece eğlencelik değil, aynı zamanda öğretici bir nitelik taşır.
Kitapta yer alan anlatılar genellikle sade bir dille aktarılır. Ancak bu sadelik, masalların derinliğini azaltmaz; aksine daha evrensel bir anlam kazandırır. İyilik, cesaret, sabır ve saygı gibi temalar sık sık karşımıza çıkar.
Özellikle kabilelerin dünyaya bakış açısını yansıtan bölümler, modern insanın doğayla ilişkisini sorgulamasına neden olur. İnsan merkezli düşünceden ziyade, tüm varlıkların eşit olduğu bir yaşam anlayışı dikkat çeker.
Sonuç olarak Kızılderili Masalları, sadece kültürel bir derleme değil, aynı zamanda doğa, insan ve yaşam üzerine düşündüren bir eserdir. Kısa hikâyelerden oluşmasına rağmen, okuyucuya derin bir bakış açısı kazandırır ve farklı bir dünyanın kapılarını aralar.
Abi bune accayipp ağlıcam, çıldırıcam okuyun okutturun. Lütfenn.İlk başlarda sakin gidiyor daha sonra o akışa girdin mi çıkamıyorsun. Ciddili okuyun 1. Kitap da accayip iyi efsane olumsuz birşey görmüyorum. 10 üzerinden 10 veriyorum.
Kitap güzeldi bir portre insanı nasıl etkiler gibisinden bir kurgusu vardı ben çok beğendim puanımı sadece kitaptaki ani gecislerden kırıyorum.Oscar wilde efsane bir yazar zaten mutlaka okuyun
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,4bin okunma