-Ben hakimim!
-Peki, sonra ne olacaksın?
-Sonra vezir olacağım.
-Daha sonra ne olacaksın?
-Hiç!..
-Sen birkaç yıl uğraştıktan sonra hiç olacaksın. Ben bugünden hiçim. Demek ki senden üstünüm.
Pek garip tabiatlı idi. Kimseye sokulmaz, kimseyle konuşmaz, pek az kimseyle arkadaş olurdu. İnsanları kurt beller, kuzu çıkarsa bahtına derdi. Açık kalbliydi. Açık konuşurdu. Nezaket nedir bilmezdi. Eskiden Ankova şehrinde başhakimdi. Kıralın yakınlarından vergi hırsızlığı yapan birisini mahkum ettiği için hakimlikten atılmıştı. Bir iki dostu müstesna, kimseyi sevmezdi; sevmek ne, herkesten iğrenirdi. Kıralın sarayında bilginler toplantısı var dedikleri zaman " o çılgınlar toplantısıdır" diye cevap vermişti.
Pek de iyi becerdik. İnancımızı kaybettik ve yaşamın amacını merak ederek etrafta dolanmaya başladık. Eğer sanat, arzuların boş yere dışa vurulmasından başka bir şey değilse, eğer din, sadece kendini kandırmaca ise, neye yarardı yaşamak? İnanç bize her zaman her şeyin yanıtını vermişti. Ama hepsi de Freud ve Darwin'le birlikte lavabodan akıp gitti. Biz kaybolmuş bir halktık, hâlâ da öyleyiz.