"Bırakmıyorlar... iyi...iyi olamıyorum."
Anlayamıyorum nereden başlasam hangi cümleyi yazsam elimde kalıyor kendimi ifade etmekte bu kadar zorlanmamın nedeni kitabın bıraktığı duygu ve düşünce yoğunluğu olsa gerek. Sona geldiğimde o kadar doldum ki gözlerimin ağlamasına müsaade ettim, ruhumsa çoktan acı içindeydi. Bu kadar olacağını tahmin edemezdim sanırım. Kafam karışık, yalnız bana güvenin gereksiz abartmayı sevmem, tabi bunlar benim düşüncelerim siz seversiniz sevmezsiniz orası ayrı ama güvenin bana hayatının bir anında dahi kendine karşı nefreti doyasıya tatmış olanlar bu kitabı okurken kendilerini görebilirler, kendileri için ağlayıp üzülebilirler.
Çok mu geciktim bu kitabı okumak için diye düşünüyorum ama hayır tam zamanıydı böylesi daha iyi. Hatta düşündüm de keşke okumasaydım. Ben zaten bunlardan kaçmıyor muydum hem? Ne gerek vardı şimdi her şeyi yeniden düşünmeye başlamaya? Biliyorum, benim gibi işe yaramazlar düşünse ne düşünmese ne sanki dünyaya etrafına çok bir faydam vardı da, sahi ne faydam vardı ki, ama işte sorguluyorum engel olamadan. Hele insan bir kere düşünmeye başlayınca durdurabilene helal olsun. Böyle bir süre kaçıyorum sonra yeniden aynı bataklık, yeniden çıkmazlar. Okumak istemiyorum ben aslında ( edebiyat öğretmenim derdi ki ,neden belirttiysem sanki edebiyat diye, " Ben kendime en büyük cezayı okuyarak verdim." sahiden de öyleymiş okumak bir ceza bir işkence haline dönüşüyor gitgide) kendi halinde düşünmeden kırkıma girip kırk yaşından sonrasını görmeden ölebilmek istiyorum biliyorsunuz kırk yaşından fazla yaşamak ayıptır hatta ahlaksızlıktır. Zaten bu kadar düşünmeye devam edersek bu kadar kapanmaya zorlarsak kendimizi kırka bile erişemeyebiliriz. O yüzden okumayalım, okumayalım ki düşünmeyelim.
İnsanların içine karışma ihtiyacım olmasa