Kitabı bitirmekte fevkalade zorlandım. Gerçi yazarın tarzı böyle, bunu bilerek okumaya başladım kitabı. Fazlaca ruhsal bunalım, fazlaca süslü sözler içeren(bu yüzden de alıntı yapmanın çok kolay olacağı) kitapta bu ruhsal bunalımların haksız olmadığını bilmekle beraber sürekli aynı şeyleri benim de sorguladığımın farkındayım. Belki de bu durumun içerisinde bulunmamdan ötürü biraz sıkılmış olabilirim.
Kitabın baş karakteri, içinde bir şeytan olduğunu iddia eden Ömer, neyse ki sonunda kendi zayıflıklarını itiraf ederek içime bir nebze olsun su serpti. Ömer'in Macide'ye karşı hissettiği şey aşk olmak şöyle dursun sevgi bile değildi zannımca. Ki bu da her ne kadar kendimize itiraf edemesek de çoğu sevgi ve aşkın özeti. Ömer yalnızca bütün eksikliklerini onunla kapatmak, bütün zayıf yanlarını onunla güçlendirmek istedi. Macide ise yalnızca ona aşık olduğunu sandı bence. Her şey üst üste geldiği vakit insan elbet tutunacak bir dal arar ve kendisine anlatılan bütün masallara inanacak duruma gelebilir. Gerçekten aşk varsa eğer, bu yalnızca bizim bencilliklerimizi saklamak için uydurduğumuz bir kılıf değilse buna sahip olan tek kişi bu kitapta Bedri idi. Ömer'in aksine sayfalarca, türlü türlü kelimeler kullanmaya gerek duymadan gerçekten yüreğinden gelen bakışları hissettiğimi söyleyebilirim.
Kısaca bütün insanlığın özeti Ömer, bütün insanlığın umudu Bedri.
Söylemek isterim ki, kitaba karşı yapılan yorumlar başlangıçta bende bir miktar önyargı oluşturmuştu. Bunu inkar edemem. Kitapta fazlasıyla argo kullanılmış bu neredeyse her okuyucunun klasik yorumu haline gelmiştir.
Kitabı beğenmiş birisi olarak yazarın yaşadığı dönemi, hükümetin suçlular ve suçlar karşısında aldığı tavrın nasıl insanın kötü tarafını dürtülediğini ve bu tavrın yanlışlığını çok güzel eleştirdiğini düşünüyorum. Bununla birlikte iyi ve kötünün daima bir arada olduğunu tamamen iyiliklerle donatılmış bir dünyanın hiçbir zaman mümkün olmayacağını açık sözlülükle anlatmış bize yazarımız.
Her kitabın bana bir şeyler kattığını, beni iç dünyamda adım adım ilerlettiğini, geliştirdiğini biliyorum. Siz de bunun farkında olarak bütün önyargılarınızı ardınızda bırakıp okumaya başlayın. Pişman olmayacaksınız!
"Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı?"