"Yaşamak istiyorum lan, sadece yaşamak! Gözlerimin mutsuzluktan morarmasını değil de mutluluktan ışıldamasını istiyorum. Kalbimin hep kötü olaylar veya hiç olmayan şeyler için değil de heyecandan çarpmasını istiyorum. Yeniden yaşadığımı hissetmek istiyorum. Gözlerim yoruldu, kalbim yoruldu, ben de yoruldum artık. Hiç kimse ya da hiçbir şey bana yardım edemez. Umut denen şeyden de bahsetmeyin bana! Kendini kandıranların inandığı bir efsane benim için o.
Hayatın bize bir kazığı."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fransız tiyatro yazarı ve oyuncusu Moliére son yazdığı "Hastalık Hastası" oyununu oynarken sahnede kan kusmaya başlar ve yere yığılır. Herkes bunu oyunun bir parçası zannederek ayakta alkışlamaya başlar.
Moliere ölüme alkışlar içinde gider. Aynı gece saat 10'da veremden ölür.
Soren Kierkegaard "Meseller" kitabında şöyle diyordu; "Sanırım dünyanın sonu, her şeyin bir şaka olduğunu sananların yükselen alkışları arasında gelecek.
"Savaşlar, açlıklar, salgınlar, ölümler, katledilen hayvanlar. Yanan bir dünya, kan kusan bir doğa... Ve bir tiyatro gibi sanki olup bitenden habersiz seyreden biz insanlar...