Çocukluğundan beri her fırsatta kitap okuyan biri. Kariyer, meslek, iş vb hiç önemli değil. Aslolan anlam dünyası, bunu sağlayanların en başında da okumak geliyor.
Ekonomist ve sonra Fr (YL) Tr (Dr) Siyasal ve Sosyal Bilimler
Yazarın adına olan vakfın kurucusu ve müdürü tarafından bu kitaba önsöz olan yazıda, yazarın gençken bu romanındaki anakarakterin aynı yerde (Meksika) ve girdiği işlerin aynısını yaptığını söylüyor. Bunun da ötesinde, önsöz yazarı devamında bu romandaki öykünün bütün içeriğini yazarın yaşamına paralel olarak anlatıyor.
B. Traven'in tatlı bir anlatımı var. Sol görüşlü bir yazar olarak öyküsünün arka planındaki ekonomik ve toplumsal sömürü ve karşı mücadeleyi her fırsatta dile getirirken, en acımasız sahneleri bile rahatsız etmeden anlatmayı beceriyor.
Vedat Türkali'yi severek okuyorum. Ülkemizin yakın tarihinden kesitleri içinde insan ilişkileri, kaygılar, umutlar, sevgisizlikler, arzular, daha neler neler...
Bu usta yazarımız, bir yandan geleneksel toplumcu gerçekçi romanlardaki gibi yazıyor ama öbür yandan ve asıl önemlisi, modern romancılarımız gibi bireyin iç dünyasına, içses, çoğul anlatım gibi tekniklerle eğiliyor.
Ayrıca, ironik bir anlatımı var. Bu romanında üç anakarakter her bölümde sırayla başrolü alıyor, hepsini izlerken gülüyoruz, özellikle de Zühtü Bey'i.
Romandaki Gündüz karakteri bir bakıma yazarın görüşlerini yansıtıyor gibi.
Yeşilçam'ın yozlaşmasının hem ekonomik hem de politik olduğunu görüyoruz. Yerli sinema bir ara Batı taklidi oluyor, ama yeterince popüler olup iyi para kazanabilmek için alaturka melodrama başvuruyor. Politik baskı ise pornografiye kayılmasına neden oluyor.
Öykünün son ana bölümündeyse, yerli-yabancı ilaç tekeline karşı mücadele etmenin çok çetin şartlar yarattığı ve yerli film sektörünün özgün ve toplumsal eleştirel içerikli üretim yapmasının önünün vahşice kesilmesi anlatılıyor.