Her tür statükoyu ve konformizmi meşrulaştıran dokunulmaz kılan gelenekçi muhafazakar yanımız sebebiyle sürgünümüz devam ediyor. Toplumlarımızda tarihsel gecikme, tıkanma bir kader haline geldiği için İslam'ı modern seküler bilginin sınırları içerisinde kalarak yorumluyor ve yaşıyoruz. Gerçek böyle olunca, İslam'ı tevhide dayalı bir bütünlük içerisinde değil, içsel-özel boyutlar içerisinde temsil etmeye çalışıyoruz. Dışsal hayata ilişkin İslami bilgilerimiz biçimsel rutinler halinde ifadesini buluyor.