İnsanın kaybetmekten korktuğu ve elinde tutmaya uğraştığı nimetler, Allah'ın tasarrufu altındadır. Onları korumak ve sürdürülebilirliğini sağlamak Allah'a ait bir iştir. Kendisine ait olmayan ve muhafazası garanti altına alınmış bir mülkiyetin eksikliklerini kendi vehmince durmadan gidermeye uğraşması insanın ruhunu felç eden bir iştir. Göremediği bir mikrobun verdiği zararla bile her an mezarı boylayabilen insanın, vaziyetine ait sorumluluğu üzerine alması kendisine yapabileceği en büyük işkencelerdendir.
İnsan gereksiz sorumluluklar üstlenerek ve haliyle yersiz korkular altına girerek manevi ve psikolojik hastalıklara tutulmuştur.Hakiki vazifesi olan kulluğu bir kenara bırakıp narin kalbi ile şahsi kuvvetiyle kaldırması mümkün olmayan ağır rububiyet işlerinin altına girmiştir. Böylece yaşamın kontrolü kendisinde olmadığından rahat edemez, ileriye dönük her şeyi garanti altına alamadığı için de huzur bulamaz vaziyete gelmiştir. Oysa insanın geleceğini sağlama almak, kaygılarını gidermek, ona ait her şeyi kontrol altında tutmak yalnızca Allah'ın yapabileceği bir iştir.
Kimi sorunlar çözülmek üzere değil, bir müddet onları taşımak üzere, onlarla beraber yaşamak üzere özel olarak gönderilir. Yaşamın bir kısım hadiseleri, mutluluk için değil, şükür maksatlı değil, yalnızca atlatılmak için arkada bırakılmak için yani yalnızca insanın sabretmesi için vardır.
Asıl musibet ve muzır (zararlı)musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergah-ı İlahiyeye (Allah'ın dergahına) iltica edip feryat etmek gerekir.
Bir çiçeğin açmasını hızlı çekimde izledin mi hiç? Çiçeğe çıplak gözle bakarken göremediğin bazı gerçekleri bu yolla daha iyi görebilirsin... Hızlandırılmış çekimler, yaşama farklı bir çerçeveden bakmamızı ve görüş açımızı genişletmemizi sağlar. Bir insanın hayatını hızlı çekimde izlediğini düşün... Doğumundan mezara girdiği vakte kadar ki yaşadıklarını on dakikalık bir hızlı çekimde seyredebilseydik; onun yaşamı hakkında neler düşünürdük? Bu yüzden içine düşülen geçici hadiseleri kalıcıymış gibi görüp onlara beka atfetmek ve sürekli aynı olayları düşünerek onları putlaştırmak büyük bir hatadır...