Bu kitap beni gerçekten çok etkiledi, okudukça içim burkuldu. Çok yakın bir tarihte, bize komşu olan Ezidi halkının yaşadığı acılar, özellikle kadınların başına gelenler içime oturdu. Meleknaz’ın hikayesi sadece bir karakterin değil, susturulmuş binlerce Ezidi’nin sesi gibiydi.
Livaneli’nin dili çok sade ama anlattığı şey o kadar derin, güçlü ve dokunaklı ki, az kelimeyle çok şey hissediyorsunuz. Ezidiler ve Ezidilik biraz daha anlatılabilirdi, tek eleştirim bu olabilir.
Huzursuzluk, unutmamamız gereken gerçeklerin anlatıldığı, vicdanı olan herkesi derinden sarsacak bir hikaye.
Melek Tavus’un diğer meleklerden farkını sorma cesaretini gösteriyorum.
“Çünkü” diyor “hem iyiliği hem kötülüğü barındırır. Aynen insan gibi. Her insanın içinde iyi ve kötü yan yana durur, hangisini beslersen o galip gelir. Diğer dinlerin Tanrıları da öyle değil mi?”
İshak’ın oğlu Yakup’un soyundan gelen İsraillilere de aynı topraklar bir koşulla vaat edildi. Buna göre İsrailliler girdikleri ülkenin yerli halkını bu topraklardan sürecek ve onlarla hiçbir şekilde antlaşma yapmayacaklardı.