“Sende birtakım huylar vardır. Bunların kimi senin yaradılışındandır. Kimi de yaradılışından gelmeyip sende sonradan ortaya çıkmıştır. Eğer sana iyileştirici bir el değerse, seni temizler. Ama senin önüne aldatıcı düşecek olursa, onun ardından yanlış yollara gidersin.”
Mantık bilimi (Feraset) ile yalan gerçekten, doğru eğriden ayırt edilerek düşünce, davranış ve hareketler düzeltildiği gibi, bu bilimden edinilen bilgi ölçüsünde inanç ve edimler de düzeltilir. İnançta doğruluk, edimde gerçeğe uygunluk, bu bilimdeki bilgi oranında gerçekleşir.
Akıl, duyu ve bedensel güçlerden dolayı tam olarak özgür olamaz. Örneğin imge gücü, akıl gücünü kendi rengine boyar. Akıl, sırf akıl olarak hareket edemez. Bu güçler, aklın başına dertler açar, onu yolundan saptırır. Akıl, bedensel güçlerin yol açtığı bu karışıklıktan ancak bilimsel ve kılgısal felsefeden yardım alarak kurtulabilir.
Kitabı daha bitirmedim ama inceleme yazmadan da duramadım. Hak ettiği değer verilmeyen, unutulmuş ve yeteri kadar önemsenmemiş bir eser olduğunu düşünüyorum. Felsefe camiasını ayrı tutuyorum ama genel popülasyonda yeni yeni popüler olmaya başladı, iyi ki de oldu. Bence lise Felsefe derslerinde Hay bin Yakzan üzerinde ayrıca durulmalı, okutulmalı.