Bu akşam dinlediğim ezan beni çocukluğuma götürüyor. Beş kişilik ailemizin masaya oturup ezan sesini heyecanla bekleyişimiz, tabaklardaki çorbaların dumanı tüterken kalplerimize yayılan huzur ve sanki içimizdeki tüm kötülüklerin bu duman gibi uçup gidivermesi...Ruhlarımızın iki odalı, küçük evimiz gibi tertemiz oluvermesi...Bir daha kendimi hiç o zamanki gibi temiz hissedemedim.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Ölüm bundan daha cesur nasıl karşılanır Şule Hanım. Bu dünyayı bırakıp gitmeyi kim isterki ...
Geçen gün şu pencereden aşağıya bakıyordum. Yüzlerce insan ortalıkta koşuşturup duruyo.Elli yıl sonra bu insanların çoğu yaşamıyor olacak.Yüz yıl sonra hiçbiri kalmayacak dedim içimden. "
Stanley, hiçbir şey bilmeden yapıyordu bunu. Bütün on dört yaşındakiler gibi . Çünkü eğer bu dünyada bir yerlerde, insanlar çocukları bombalıyorsa , bunu bilmeye gerek yoktu .O dünya zaten yanmış çocuk eti kokardı .Eğer bir yerlerde , başka çocuklar açlıktan geberip gidiyorsa , bunu da bilmeye gerek yoktu.