Oysa bana gelince, benim içimi dökebileceğim kimsem yoktu, kimse bana bjr şey öğretmiş ve beni uyarmış değildi, deneyimsizdim ve her şeyden habersizdim: kendimi kaderime bir uçuruma atlarcasına teslim ettim.
Zaten aradan çok zaman geçti, on beş-on altı, hayır, artık bilmediğimden eminim sevgilim, fakat ben, ah evet, ben her ayrıntıyı tutkuyla hatırlıyorum, senden söz edildiğini ilk defa duyduğum, seni ilk defa gördüğüm günü, hayır, hatta saatu bile bugünmüş gibi hatırlıyorum, ve nasıl hatırlamayayım ki, benim için dünya (hayat) ilk o zaman başlamıştı.
"... Güzel bir kızla takılmam babamın en büyük dileklerinden biridir."
Güzel kız meselesine gülümseyeceğini düşündüm ama ciddileşti. "Kuş her defasında sadece birkaç dakikalığına öte tarafa geçmemize izin verir. O da döngüyü açık tutmak için. Biliyorsun işte."
"O zaman ona öyle yapacağını söyle!"
İç geçirdi. "İstiyorum. Gerçekten. Ama bu kötü bir fikir."
"Tasmanı bayağı kısa tutuyor."
"Neden bahsettiğini bilmiyorsun," dedi yüzünü buruşturarak. "Ve beni bir köpekle kıyasladığın için teşekkür ederim. Bu harikaydı."
Flörtten kavgaya nasıl bu kadar çabuk geçebildiğimizi merak ettim. "Öyle demek istememiştim."