Bir insan öldükten sonra, eğer sanatçıysa ve eserine kendinden bir şeyler katmışsa o insanın bir parçasının yaşamaya devam edebileceği söylenir bazen. Belki aynı şekilde, bir insandan alınıp başka bir insanın kalbine aşılanan sürgün de alındığı insan yok olduktan sonra bile yaşamaya devam eder.
Varlığımın en olumlu kısmını size bırakıyorum (gerçekten de zekası, iyiliği ve güzelliği şimdi benim hafızamın sadakatine ve ne yazık ki yetersiz gücüne emanet edilmemiş miydi?) Hem güneş batmak üzere hem de biz ayrılmak üzere olduğumuz için iki bakımdan gün batımı ânı olan o ânı hiç unutmayacağım, nihai karanlık çökünce dek aklımdan çıkmayacak.
Ne var ki, benim sizi tekrar sevme ihtimalim olduğu sürece (fazla uzun bir süre olmayacak bu) bir yelkenli ve bir Rolls-Royce uğruna görüşüp sizin mutluluğunuzu tehlikeye atmamız çılgınlık olur; çünkü siz mutluluğun benden uzakta yaşamak olduğuna karar verdiniz.
Ne yapsam ne düşünsem onun eksikliğini duyuyorum. O da benim için elbette aynı şeyi duyardı. Çünkü o, diğer bütün değerlerinde olduğu gibi dostluk duygusunda da benden kat kat üstündü.