Konuşuyoruz desem konuşmuyoruz da
Ayrı ayrı şeyler düşünüyoruz üstelik
Birbirimize bakarak
Ne seviyoruz ne de sevmiyoruz birbirimizi
Ne varız ne de yokuz gerçekte
İki lamba gibiyiz, iki ayrı yerinden
Aydınlatan odayı.
Değilsek de yakın birbirimize
Uzak da sayılmayız büsbütün
Gökyüzünde iki uçurtma başıboş
Yan yanayızdır sadece.
Her çiçek bir çoğulluktur gününe göre
Yalnızlık çoğulluktur
Sanırım bir giz de yok bu beraberlikte.
Kırık bir hayalde yaşayabilmek seninle
Gökkuşağına dokunabilmek gözlerine dalarken
Hislerimde,bütün geleceği karmaşığa verirken
Gözlerinde, gözlerinde,
Yüreğime haykırmayı öğrendim sana sarılırken
Seni her şeyi bile bile severken
Kokunu,kokunu çekerken içime hayat gibi
Sevgini büyütürken yüreğimde dağ gibi
Gözyaşlarını görmek yakıyor.
İçime akmış lav gibi
Ve sana sarılmak inan öyle can gibi
Canana hayatı taşımak gibi.
Ellerin ellerime sensizliği öğretirken
Sana sarılmak, bütün hayat pınarlarını kuruturken
İçten içe yıkılıyorum.
Yüreğimdeki büyüklüğünü düşünürken
Ve düşüyorum çığ gibi yerin en dibine
Sana son kez sarılırken.
Gözlerine dalmak karanlık bir vadiye
Bütün yıldızları toplamak gibi
Hasretin hüküm sürdüğü bir hayattan,
Yolları teker teker kazımak gibi
Sen yokken yar bütün bu hayat,
Pusuda bekleyen ölüme sımsıkı sarılmak gibi.
Sana sarılmak, saçlarına dokunmak,
Yüreğimi bir kırlangıç kanadında hissetmek gibi
Sevdiğiniz zaman “Tanrı yüreğimde değil,” “Tanrı’nın yüreğindeyim.” deyin. Sanmayın aşkın rotasını çizebileceğinizi, çünkü aşk sizin rotanızı çizer, sizi buna layık görürse eğer.
Çok karışığım. Bir yanım olabildiğince huzursuz ve yorgun. Diğer yanım mucizelere ve düşlerin gerçek olabileceğine halen inanıyor ve heyecanını koruyor. Bu iki yan arasında ben, eziliyorum.
Frida Kahlo