Böyle kitaplar okumak lazım diye düşündüm bitirince kitabı. Dedim ki evet romcomları okumak tatlı, fantastiklerde kendimi kaybedebiliyorum ama bu kitapta ve bir diğer kitabı olan Adınla Çağır Beni'de kendimi buldum, bulmuştum. Nasıl yapıyor bilmiyorum ama Andre Aciman hep bende soyut olan ama çok somut bir şekilde hissedebildiğim duygulara, düşüncelere olabilecek en güzel şekilde tercüman oluyor. Ben onun kitaplarını nota kağıtlarına benzetiyorum. En güzel notaları besteliyor ve okuyucu da kendi karakterine, yaşamına göre farklı farklı şekillerde çalıyor o notaları. Ortaya çıkan o melodiler her seferinde de çok güzel oluyor zira kendi melodisini oluşturma ve tanıma fırsatı veriyor okuyucuya. Kimin nasıl çaldığının bir önemi yok. Notaları öyle güzel bestelemiş ki Aciman, çalarken kendinizi kaybediyorsunuz. Keşke daha çok beste yapsaydı. Ben de daha çok çalabilirdim notalarını ve çıkardığım sesin rengini daha iyi görüp anlayabilirdim belki. Gerçek bir hazine. Tavsiye ederim kesinlikle. Ama yanlı olduğumu da söylemem gerekir. Özellikle çok sevmemin sebebi ana karakterle çok benzer şeyler yaşamam bir yandan çünkü. Çok yerin altını çizdim, notlar karaladım. Kendi güncem haline getirdi kendisini. Dediğim gibi keşke onlarca hatta yüzlerce kitabı olsaydı. Keşke kitabi bu kadar hızlı bitirmeseydim. Keşke kitabi yeniden deneyimleyebilsem.