Ejder Ateşi
"Uç uçabildiğin kadar, özgürlüğü iliklerine kadar hissedebilceğin hayatlara.." ♡ •Meril
1000Kitap
Sana bu mektubu uzak bir şehirden, başka bir ülkeden değil, seninle aynı göğün altından, aynı kasvetli sokakları iki yabancı gibi adımlarken yazıyorum. Öylesine yakınsın bana, bir o kadar uzak. Pencere pervazına yuva yapan ürkek güvercinleri izliyorum. Bu dünya keşmekeşinde uslanmadan her sabah kanatlanıp sonra her akşam dingin yuvalarına geri dönüyorlar. Sen seviyorsun diye bir kedi sahiplendim. İsmi Pusat. Baygın gözlerle beni süzüyor. Kedersiz, öylesine uysal. Her gün mutat üzre yürüyorum, konuşuyorum, her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum; ama nasıl anlatsam, dünyaya karşı bir müstağnilik, yeri dolmayan bir boşluk var içimde. İçimde derin bir hiçlik, velhasıl sensizlik var. Bardağımda acımış bir çay, küllük tıka basa dolu. Şimdi sana bu satırları yazıyorum. Söylemek istediklerim var, söyleyemediklerim. İlk kez alıyorum kâğıt ve kalemi elime. Kalem ki üzerine yemin edilmiş; öylesine hürmetkar, öylesine dikkatliyim. Sözün lades kemiğini yakalamak için besmeleyle başlıyorum. "Bazı savaşlar kaybedilirse şereflidir zaferle dönenler mağlup olanlardır" Bilmem kaçıncı kez mağlubum sana. Seni, en iyi sensizliğin anlattığı bir gecenin tam orta yerindeyim. Saat gecenin üçü. Şehla bir dolunay var gökyüzünde. Yaz gecelerinin asudeliği, yerini güz mevsiminin hasret kokan ayazına terk etmiş. Oysa yatmaya hazırlanıyordum, ertesi günkü anlamsız yavanlığa dayanabilmek için. Beyhude bir savaş başlıyor içimde, sen ve ben. İçimde bitmeyen, içimden gitmeyen bir savaş... Sokakları denize açılmıyor bu şehrin. Serin meltemleri okşamıyor yüzümü. Trahomlu şairler hiç adımlamamışlar bu kaldırımları. Oysa ben, İplikçi Camii'nin köşesindeyim şimdi. Seninle ilk kez karşılaştığımız yerde. Gözlerinden akıp gönlümü musahhar alan sevdanın başladığı yerde. Bozkır ayazı içimi ürpertiyor. Bir
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Durma sefer et diyâr-ı Kalb’e Cân baş ko reh-güzâr-ı Kalb’e Ol şehrde kimyâ olurmuş Yolda belî çok belâ olurmuş Bin başlı bir ejder-i münakkaş Mumdan gemi altı bahr-ı âteş (...) Bunun için hiç durma da Kalp diyarına doğru yola çık ve bu yola canını başını koy! O şehirde kimya ile uğraşılırmış; ama, yolda daçok belâlar varmış: Derisi nakış nakış bin bakışlı bir yılan; mumdan gemilerle geçilmesi gereken ateş denizi... Galib Dede'nin Aşk Ateşi
çağın değer yargılarını doğruluktan ve samimiyetten sapmış görerek kendi arzumuz ve saygınlığımız ile devlet kapısından ayrıldık. kendini insan bilenler halka hizmet etmekten usanmaz, mürüvvet sahibi olanlar zavallılara yardım etmekten kaçınmaz. eğer millet, hor görülmüşse onun şanına bir eksiklik geleceğini sanma; yere düşmekle cevher, değerinden özünden birşey kaybetmez. vücudun mayası, vatan toprağıdır; bu vücut, acı ve sıkıntı içinde vatan yolunda toprak olursa, en küçük bir üzüntü duyulmaz. dünyada zalimin yardımcısı, aşağılık kimselerdir; insafsız avcıya hizmetten zevk alan ancak köpektir. hayatın değerini şöhretin güzelliğinden üstün tutanlar ile geçici zevklere ebedî feyiz tercih edilir. insanlarda hayatın uzamasına bunca düşkünlük nedendir; insan emaneti koruyacağı yerde ondan niçin menfaat bekler? kişi dünyada herkesten kendini alçak görür, ayıplanmaktan kaçınır, fakat kendi nefsinden utanmaz. akıllı ve bilinçli olanların, yaptıklarından pişman olup çalışmalarını artırması ve bunlardan ders alması, felekten intikam almak demektir. başarının, üstünlüğün değeri, milletin gönül birliğinde durur; koruma ve kollama eserleri ise ümmetin düşüncesinin çarpışması ile çıkar. iktidar sahibi bir kişinin azim gücü, dünyanın bir düzene girmesini sağlar;
Felsefe
youtube.com/watch?v=WLs6AX6... Seni Yaşamadan Ölmeyeceğim Nurullah Genç Aşka özgü zakkum bahçelerinde Yine acılarla kalıyorum ben. Deniz ölesiye yakın ayaklarıma... Ey ülkemin pusatsız kahramanları Erzurum Garı'nda, banklar üstünde, Sükût-u hayâle uğrayan kalbim. Geceyi kavrayan , parmaklarımla, Bu hasret, bu hicran zelzelesinden, Beni kurtarmaya gücünüz yetmez Çünkü, mutsuzluğun mekteplerinde Istırâp dersleri alıyorum ben... Gittikçe yaklaşan bir âfet gibi İntihâr yanılgısıyla, Yollar beni esârete çekiyor. Şehrâyin şarkıları söylüyorum içimden. Şarkılar ki, hep aynı nakaratla bitiyor: Sen bir garip delisin, Gözleri perdelisin... Erzurum Garı'nda, banklar üstünde Susuzluktan ağlayan bir güvercin İçime vuruyor kanatlarını. Nağmelerin ateşinde parlayan