Her kitabı bir bombaydı Kemal Tahir'in; hiyanet kalesinde kapanmaz gedikler açan bir bomba. Her sözü bir tokattı; hamakatin çehresinde şaklayan bir tokat: "Hümanizma dünyanın en namussuz sömürüsü olan burjuva sömürüsünü ört-bas etmek için ileri sürülmüş bir duman perdesidir" diyordu.
Kemal'in romanları, hiçbir kilisenin sözcülüğünü yapmaz, herhangi bir tarikatın değil, hakikatin emrindedirler.
Nurculuk, bir tepkidir. Kısır ve yapma bir üniversiteye karşı medresenin, küfre karşı imanın, Batı'ya karşı Doğu'nun isyanı. Her risâle bir çığlık, şuuraltı'nın çığlığı. Zulmün ahmakça taarruzu olmasa, bu münzevî ses böyle sayhalaşır mıydı?
Kendini yığın hâline getiren bir millet pâyidar olamaz. Tek kaygısı para olan bir yığın yaşayamaz. Düşünceyi küçümsüyoruz. Kitaba harcadığımız parayı, atlar için harcadığımızla kıyaslarsak, yerin dibine girmemiz gerekmez mi? Kitap sevene, kitap delisi diyoruz.
Çağdaş Avrupa'nın en "insancı" filozoflarına bir göz atın, hepsi şiddete âşık. Soyumuzun alınyazısıymış bu. "Kullanılan şiddet, şiddeti kökleştiriyor mu, yok mu ediyor; bizi geriye mi götürüyor, ileriye mi? İşte, asıl mes'ele" diyorlar.
Şiddeti yok eden şiddet, yalanların en alçakçası değilse vehimlerin en şairanesi. Her kavganın ezelî mazereti: son kavga olmak.
Bu tahrip ihtirası, bir asrın imtiyazı, daha doğrusu yüz karası değil, Kaabil'den beri uzayıp giden bir lânet zinciri. Kıyıcılık kanında var Avrupalı'nın. Yunan destanları birer cinayet salnamesi Yunan, İskandinav veya Germen destanları. Machiavelli'ye göre, mecbur kalınınca kuvvet haktır"; mecbur kalınınca, yani istenince.
Şair: "Din şehit ister, asuman kurban" diyor; evet, Avrupalının dini.
163
Yobazlık, Şark'ın nefis müdafaası. Yobaz, samimiyet, yobaz kendini bir nass'a hapseden idrak; bir nass'a, yani sonsuza.
Yobaza düşmanlık, tarihe düşmanlık. Yobaz biziz, en güzel taraflarımızla biz.