Bu platform eksi namını taşımak yerine artık sanal tımarhane adını taşıyor, çünkü burası artık ruh ve sinir hastalıklarıyla boğuşan bireylerle doludur.
Sanırım hepimiz delirdik :)
Yaş biraz kemale erince insan bazı şeyleri yalnız yapmak istiyor buna yalnız yaşamakda dahil. Tek eksi yanı bunun kendinle konuşup kendini bulunca bir daha kimseye ihtiyacınızın olmaması. Halk dilinde buna "deli" denir. Tıpda ise henüz tarifi mümkün değildir.
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
TAM BİR FİLM SENARYOSU
Gerçekten çok beğendim. Kitap daha ilk sayfalardan itibaren beni içine çekti ve elimden bırakmak istemedim. Resmen film izliyormuşum gibi okudum. Yazar sahneleri o kadar iyi yazmış ki her olay gözümde canlandı. Türkçe çevirisi çok iyi 👍 Şimdiye kadar Okuduğum en iyi çeviri,o kadar lafını sakınmamış ki sanki orijinali Türkçe yazılmış bir kitap gibi. Buradan Ayşegül Ceneboyan ablamıza çok selamlar ellerine sağlık❤️ (Artı ve Eksi) En sevdiğim taraf ise seri katilin işlenişiydi. Psikolojisini, takıntılarını ve deliliğini çok iyi hissettiriyor. Ufak detaylarla adamın ne kadar manyak ve tehlikeli biri olduğunu anlıyorsunuz. Kanlı sahneler de tam dozundaydı. Rahatsız edici ama bir o kadar da heyecan vericiydi. Benim aradığım seri katil atmosferini fazlasıyla verdi. Hikâyeyi de çok güzel kurmuş. Önce olayın iskeletini oluşturuyor, sonra her bölümde yeni ipuçları ekleyerek parçaları yavaş yavaş birleştiriyor. Finale geldiğinde büyük resim ortaya çıkıyor ve çoğu soru cevabını buluyor. Tek eleştirim, tıbbi terimlerin biraz fazla olması. Sağlık alanından olmayan biri olarak bazı yerlerde açıklamaları okumak zorunda kaldım. Bir de verilen bir ipucunun finalde daha net açıklanmasını beklerdim. Onun dışında benim için çok başarılıydı. Polisiye ve seri katil temalı kitapları sevenlere kesinlikle öneririm. Puanım: 8,5/10.
Polisiye / Gerilim
Güvenmek aldanmaktır.. ölçü-tartı izafî Mert-namert, güzel-çirkin, eksi-artı izafî Çoğunun cebindeki kimlik kartı izafî Abdurrahim Karakoç
eksi seksensekiz derecede yanarken insanlık, matematiksel bir kavuşma olsun bizimkisi, haklısın; bırak artık o oblomovun miskinliğini anlatan romanı da okumayı… tam seksensekizinci sayfada.
Çanta ve ayakkabı görüşüm sebze ve meyve için de geçerli
Bugün pazardayken ikişer şekilde dört plastik kasayı ayaklık yapıp üzerine 3-4 m biraz kalın ama yetişkin biri için hafif bir plastik ile tezgah yapıp üstüne plastik hasırlar dizmiş bir yer vardı. Ben annemleri beklerken etrafa bakıyordum ve çocuğun bir şeyler yaptığını görünce orada durdum. Geriye doğru devrilmişti bir köşeden tutup ondan daha da küçük olan çocuğa sesleniyordu ama gelmedi hemen. Ve ben birkaç adım attım ona tutmak için o sırada içeride yatan adamla göz göze geldim. Çocuğun halini görüp gelmiyordu. Buna gıcık oldum. Bir an tereddüt etsem de diğer velet gelince yumuşak tonda "Sen de karşıya geç istersen. Burayı ben hallederim." deyip gülümsemiştim. Ve geri çekmiştik. Onlar hafif tarafta ben baya hasırla dolu taraftaydım. Yardıma gelmiş diye "Gerek yok sen bekle." demedim büyüğün yanına yolladım. Bir yandan da kalabalıkta olmanın farkındalığıyla çekimserim. O yüzden biraz durmuştum ama buraya kadardı. Ben hasırlar düşmeden çekeriz sandım ama biraz gecikme ile düşmüşlerdi. En azından tezgah olan o plastiği doğru düzgün yerleştireceğiz derken çocukla alttaki birbirine bağlı olmayanlar düştü. O an sesli güldüm. Ve "Tek başına yaparken zordu şimdi üç kişiyken daha da zor oldu değil mi?" deyip çocuğu yoklarken düzeltip dizdik ve babamların geldiğini görüp onlara katılırken "Ne oldu, ne yapıyordun?" diye tuhaf tuhaf bakmışlardı. "Güçlü ve cesur çocuğa minik bir yardım takviyesi sağlamaya çalışıyordum." deyip giderken çocuğu unutmuştum. Bana "Eline sağlıııkk." diye biraz yüksekten yetişince ona dönüp gülümseyerek "Ne demek kolay gelsin." el sallayıp önüme döndüm. Çocukluktan olan o el sallama olayını çocuklara yapmayı çok seviyorum. Sonra "İçeride büyük biri vardı. Çocuğun halini görüp gelmedi. Çocuk için zordu yani, kör olan görür." deyip biraz sinirle
Duygu ve Düşünce