Doğayı incelerseniz en büyük ve en güçlü hayvanların otçul hayvanlar olduğunu göreceksiniz. Goril, fil, gergedan ve diğerleri sadece suca zengin yiyecekleri yerken, bir de akbabayı düşünün.
Akbabaların görünüşüne bakın! Niçin kötü görünüyor? Çünkü suca zengin gıdalar almıyorlar. Kuru ve ölü gıdalar alırsanız nasıl görüneceğinizi tahmin edin? Bu noktada yarı şaka yapıyorum. Bir zincir ancak en zayıf halkası kadar kuvvetli olabilir. Aynı şey vücudumuz için de geçerlidir. Kendinizi canlı hissetmek istiyorsanız sağduyu suca zengin yiyecekler yemenizi söylüyor.
Hepimiz çürüyoruz, lakin herkes suçu diğerinin üzerine atıp vicdanını rahatlatmanın peşinde, ekşi çürük kokusunu üstüne alınan yok. İnsanın bozulması hiçbir şeye benzemiyor.
Baksan en ufak bir derdim yok, elle tutulur tek bir eksiğim, tek bir vartam, tek bir mahrumiyetim, tek bir payıma düşeni alamamışlığım yok ama annemin sütü yerine zehir içmişim, elemle yıkanmış, kederle kutsanmışım gibi, başının üstünde yağmur bulutlarıyla geziyormuşum gibi ekşi bir suratım var.
Yıllarca arkadaşlarımın yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalktıklarını izledim durdum. Ben bunca dertsizliğe rağmen, hepsin den daha önce yıkılmış, kalkmayı ise aklımın ucuna bile getirmemiştim. Senin ne derdin var, diye sorduklarında bir tek dert sayamamanın sıkıntısıyla, her an ağlamaya hazır, her an içmeye meyyal, ruhumda inceden çalan bir Zeki Müren’le her zaman gamlıyım, her zaman üzgüüüüüüün...
Hava belki eksi yirmi derece, ama Japon şebekleri sıcak kaynak sularının içinde derin düşüncelere dalmış Zen rahipleri gibi rahatlıyor, soğuğu duymuyorlar bile. Belli ki bunlar akıllı maymunlar, hatta gezegendeki uyum becerisi en yüksek ve yetenekli primatlar arasındalar. Fakat bu tablonun size söylemediği bir şey var: Sürünün sadece en üst düzeydeki maymunları suyun sefasını sürüyor. Hiyerarşide aşağı basamaklarda yer alanlar kesin bir şekilde dışlanıyor. Az ötede, buz gibi havada birbirine sokulmuş bu sersefil hayvanların hayatları genelde diğerlerinden daha kısa sürüyor ve eziyet içinde geçiyor.