Suden Avcı

Suden Avcı
@eksizmaca
Yazara güvenirsen tanrısı hata yapabilen bir din yaratırsın
Öğrenci
Cemil Meriç Anadolu Lisesi
Ankara
13 Ağustos
14 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
Ankara, anlıyorsun değil mi?
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Ankara, Ankara ve Ankara... XIII.'sünü gerçekleştirmiș olduğumuz TED y.o. sempozyumu sağ olsun, Hem Sevgi Soysal'ı, hem sevgili Ankara'yı hem de içinde bulunan küçük büyük bilinçleri tanımış bulunduk. Zorla yazdırdıkları makale sonrası hatırımda kalan bilgilerle yardımcı olmaya çalışayım, Sevgi Soysal hapishaneden sonra yazmıştır bunları. Sahi bircok karakterde, ona dair izleri görürüz. Başta sıradıșı anlatımı nedeniyle kitap bir roman sayılmaz. Kitapta olaylar çok kısa bir sürede, neredeyse bir öğle vaktinde geçer. Dönemin Türkiye'sini 1970lerin şehir hayatını yansıtan bir belge gibi de değerlendirilir. Kanlı Pazar, Kızıldere olayı gibi çatışmalarda insanlar siyasi olarak bölünmüş ve birbirine mesafeli halen gelmişti, Romandaki karakterlerin birbirini anlamaması ve kopukluğu bu toplumsal bölünmelerle ilişkilendirilir. Kitabımız sonradan değeri anlaşılan kitaplardan. Başta, başyapıt gibi karşılanmamıștır. Zamanla üniversitelerde okutulmuș, eleştirmenler tarafindan tekrar değerlendirilmiș ve ödül kazanmıștır. Sevgi Soysal siyasi nedenlerle gözaltına alınmış, sürgün edilmiş bir yazar, bu nedenle eser sadece edebi değil politik bir arka planla da anılmıștır. Roman, Ankaranin yenişehir semtinde bir öğle vakti boyunca yasanan olaylari merkeze alır. Tek bir ana olay etrafında değil, farklı karakterlerin iç dünyaları dusunceleri ve günlük yaşamları üzerinden ilerler. Öğrenciler, memurlar, kadınlar ve toplumun çeşitli kesimlerinden insanlar anlatılır. Ankara hakkında düşüncelerimiz sorulduğunda, "bireyselleșmeye yatkın toplum" olarak verdiğim cevabın üzerine; Romanın merkezinde şehir yaşamının insanları nasıl yalnizlastirdigi ve toplumdaki sinif farklarının bireylerin hayatini nasıl etkilediği vardır. Karakterler gündelik hayatlarını surdururken aslinda içlerinde büyük
Yenişehir'de Bir Öğle VaktiSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20122,978 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
8/10
·110 syf.··
2026 48. kitabı
Edebiyat dersinde görünce ilgimi çekmişti, sağ olsun Edebiyat hocam tüm metni açıp okumamıza izin verdi. Eserin Künyesi: · Yazar: Şeyhî (Germiyanlı Şeyhî) · Tür: Mesnevi, Fabl (Hayvan masalı), Hiciv (Yergi) · Yazılış Dönemi: 15. yüzyılın başları (Osmanlı Dönemi) . Türk Edebiyatında ilk fabl olarak kabul görmektedir. Harname, görünüşte basit bir hayvan hikayesi gibi anlatılsa da ardında güçlü bir toplumsal eleştiri ve hiciv barındırır. Eserin yazılış amacıyla ilgili yaygın görüş, Şeyhî'nin, tedavi ettiği Çelebi Mehmed'den (veya II. Murad) yeterli bahşiş alamaması üzerine bu eseri yazdığı ve padişahı eleştirdiği yönündedir. Bu bağlamda eser, bir "şikâyetname" niteliği taşır.
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021247 okunma
Yara
Puan vermedi·104 syf.··
2026 40. kitabı
Mehmet Rauf (1875-1931), Servet-i Fünun topluluğunun önde gelen isimlerindendir. Özellikle karakterlerinin ruh hallerini derinlemesine tahlil etme konusundaki ustalığıyla tanınır. Yara, yazarın olgunluk dönemi eserlerinden biri olarak kabul edilebilir. Bu eserde, onun romanlarındaki psikolojik derinliği tiyatro tekniğiyle birleştirdiğini görürüz. Eser, bir annenin fedakarlığı etrafında şekillenen trajik bir hikaye sunarken, kitabın devamındaki diğer öykülerle de farklı fedakarlık ve kahramanlık biçimlerini ele alır. Kitap, birbirinden bağımsız ancak ortak bir duyarlılıkla yazılmış dört hikayeden oluşur. Yara (Kitaba Adını Veren Ana Hikaye) //spoiler · Konusu: Eşini kaybetmiş fedakar bir anne olan Saniha Hanım, ağır hastalık geçiren şımarık kızı Leyla'ya adeta hayatını adamıştır. Genç ve yalnız doktor Sabih Bey, Leyla'yı iyileştirir ve bu süreçte Saniha Hanım'a aşık olarak evlenme teklif eder. Ancak kızının bencilce tepkisinden çekinen anne, mutluluğu reddeder. Bu ret, Doktor Sabih'in bir kaza geçirip ağır yaralanmasına ve trajik olaylar zincirine yol açar . · Ana Fikir / Tema: Eserin ana teması fedakarlık ve bunun getirdiği pişmanlıktır. "İyi niyetle yapılan fedakarlıklar her zaman olumlu sonuçlar vermez" düşüncesi etrafında şekillenen hikaye, bir annenin kendi mutluluğundan vazgeçmesinin hem kendisi hem de çevresi için nasıl bir "yara"ya dönüştüğünü anlatır. İzin verin, bireyselleşeyim; Belki de iyi edebiyatın yaptığı tam olarak budur: size sorular bırakır, cevapları değil. Saniha Hanım'ın fedakarlığı üzerine düşündüm durdum. Bir insan, kendi varlığını başka bir varlık uğruna bu kadar kolay mı tüketir? Yoksa kolay değil de, kaçınılmaz mıdır bu? Leyla'nın şımarıklığına, bencilliğine rağmen annesinin onu feda edemeyişi... İşte asıl yara belki de budur: sevdiğin için
YaraMehmet Rauf · Nilüfer Yayıncılık · 2008183 okunma
Böcek.
Puan vermedi·74 syf.··
2026 42. kitabı
Bir şeyi görünce anladığını sanıyorsun. O kapağa bakıyorsun, kocaman bir böcek, tamam anladık, diyorsun. Oysa görmeden hissetmek başka. Bunu da anla. Gregor'u görmüyorsun mesela. Sadece onun varlığını duyumsuyorsun kapalı kapının ardında. Babasının elma fırlatışını duyuyorsun ama görmüyorsun. Keman sesini işitiyor, ağlıyor ama onu görmüyorsun. İşte Kafka'nın istediği buydu belki de. Görmeyesin, sadece içinde kalasın. Çünkü bir kere çizdiğin zaman, ona bir şekil verdiğin zaman, onu sınırlandırıyorsun. "İşte böcek bu," diyorsun. Oysa Gregor Samsa ne? Bir böcek mi? Belki de hiçbir şey. Ya da her şey. Belki de sabah uyanan herkesin içinde bir yerde duran o korku. "Ya bir sabah uyanırsam ve ben artık ben değilsem?" O böcekleri çizen yayınevleri, iyi niyetli aslında. Kitabı tanıtmak istiyorlar, anlaşılsın istiyorlar. Ama Kafka'yı anlaşılır kılmaya çalışırken, onu öldürüyorlar farkında olmadan. Çünkü Kafka anlaşılmak için yazmadı ki. Hissedilmek için yazdı. Rahatsız olmak için. İçinde bir yerlerde kıpırdanan o şeyi duyumsamak için! Bazen düşünüyorum. Ya Gregor Samsa, o koca böceklerin hiçbiri değilse? Ya sadece bir gölgeyse? Ya da bir his? Sabah uyandığında üstüne çöken o ağırlık mesela. İsmi yok, şekli yok, ama var. İşte Kafka'nın anlattığı o. O yüzden haklıymış. Böcek çizilmeyecek. Gösterilmeyecek. Çünkü gösterdiğin anda, onu küçültüyorsun. Oysa Gregor Samsa, kocaman bir şey. İçimizde büyüyen, bazen bizi yutacak gibi olan, ama bir türlü göremediğimiz bir şey.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,2bin okunma
Politzer
Puan vermedi·240 syf.··
2026 36. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 09:43
Öncelikle,bu kitabı bana ödünç veren apartman yöneticimiz Vehbi Bey'e teşekkür etmek isterim. Hayatımda gördüğüm en nitelikli ve bilgili insan olduğunu aktarıp, yaşı çok geçmiş olsa da benimle vakit geçirmekten çekinmediği her an için sevgilerimi sunarım. Sizi seviyorum. -Georges Politzer (1903-1942), Macar asıllı Fransız marksist düşünür, psikolog ve II. Dünya Savaşı Fransız Direnişi'nin simge isimlerindendir. "Felsefenin Başlangıç İlkeleri", 1935-1936 akademik yılında İşçi Üniversitesi'nde verdiği derslerin notlarından oluşur. Eser, Naziler'e karşı savaşırken 1942'de kurşuna dizilen Politzer'in, faşizme karşı mücadelenin entelektuel cephesini temsil eder. 1-Felsefeyi Sokağa İndirme Çabası Vardır Politzer'da. Diyalektiğin üç yasasını (çelişkilerin birliği, nicelikten niteliğe geçiş, olumsuzlamanın olumsuzlanması) anlatırken, Politzer adeta düşüncenin diyalektik bir şiirini yazar. Doğa olaylarından tarihsel dönüşümlere, bilimsel buluşlardan sınıf mücadelelerine uzanan örnekler, soyut ilkeleri somut bir dünya tablosuna dönüştürür. 2-Diyalektiğin Şiirsel Yankılarına Şahitlik Ederiz Çokça. Diyalektiğin üç yasasını (çelişkilerin birliği, nicelikten niteliğe geçiş, olumsuzlamanın olumsuzlanması) anlatırken, Politzer adeta düşüncenin diyalektik bir şiirini yazar. Doğa olaylarından tarihsel dönüşümlere, bilimsel buluşlardan sınıf mücadelelerine uzanan örnekler, soyut ilkeleri somut bir dünya tablosuna dönüştürür. 3-Politzer'in eseri, sadece felsefi ilkeleri aktaran bir kitap değil, tarihin fırtınalı bir döneminde yazılmış bir direniş belgesidir. Onun edebi gücü, karmaşık düşünceleri yalınlaştırma becerisinden değil, bu düşünceleri insanlığın özgürleşme mücadelesinin canlı bir parçası haline getirmesinden gelir. "Felsefenin Başlangıç İlkeleri", her satırında yazarının
Felsefenin Başlangıç İlkeleriGeorges Politzer · Sol Yayinlari · 19961,689 okunma